Yüzbaşı Alfred Dreyfus ve 15 Temmuz Masumları

YUSUF MURAT GENCAY

Fransız ordusunda Yüzbaşı olarak görev yapan Alfred Dreyfus Almanlara bilgi sızdırarak casusluk yaptığı suçlaması ile 15 Ekim 1894 tarihinde  tutuklanır, askeri mahkeme tarafından vatan hainliğinden yargılanarak 5 Ocak 1895’de hayat boyu hapse mahkum edilir. Masumiyetini 12 yıl sonra ispatlayabilen Dreyfus, rütbelerinin söküldüğü ve kılıcının kırıldığı Fransız Askeri Akademi’sinin bahçesinde şeref madalyası takılarak orduya geri döner. Bu yazı 15 Temmuz 2016 olayları sonrasında haksız yere hapiste tutulan binlerce silah arkadışımızın masumiyetini tarihin diliyle haykırmak için kaleme alınmıştır. 

Yüzbaşı Alfred Dreyfus’un mahkum ediliş süreci şu şekilde gelişir. Paris’teki Alman büyükelçiliğinde temizlikçi olarak çalışan ve Fransa adına istihbarat toplayan temizlikçi bayan çöp kutusunda bulduğu bir not kağıdını Fransız Genelkurmay Başkanlığı’ndaki İstihbarata Karşı Koyma Şube şefine iletir. Bilgi notunda Fransız 120 mm’lik top sistemine ilişkin bilgiler yer almaktadır. Bu bilgilere ancak Fransız Genelkurmayında çalışan bir topçu sınıfı subayın ulaşabileceği düşüncesi ile araştırma bu yöne kaydırılır. Genelkurmayda çalışan topçu subayların yazı örnekleri incelenir ve yazı benzerliği bahanesi ve yazının sonunda atılan imzadaki soyismin D harfi le başlaması gerekçesi ile bilgi sızdıranın Alfred Dreyfus olabileceği kanaatine ulaşılır. Suçun Alfred Dreyfus’un üzerine atılmasında bazı çevreler Dreyfus’un Yahudi kökenli olmasını da önemli bir etken olarak görmüşlerdir. 

Fransız Askeri Akademisi’nin  bahçesinde sessizce izleyen askerler ve sivillerin kaba sözlerle dolu bağrışmaları arasında Dreyfus’un rütbeleri, düğmeleri ve üniformasının kordonları sökülür ve kılıcı kırılır. İzleyen vatadaşların “Dreyfus’a ölüm. Yahudiye ölüm” şeklinde bağırmalarına karşı Dreyfus şu şekilde cevap verir: “Masum bir insanı aşağılıyorsunuz. Masum bir insanın onuruna kast ediyorsunuz. Fransa çok yaşa! Ordum çok yaşa!”

Dreyfus hapis cezasını çekmek  için ve Fransız Guyanası’ndaki Şeytan Ada’sına (Devil’s Island)  gönderilir. Tek kişilik bir hücrede ve zor iklim şartları altında günlerini geçirirken ailesi ve sevenleri onun adını temize çıkarmaya kararlıdır. Kardeşi Mathew, abisini temize çıkarmak için aile işini bırakır ve siyasilerden yardımcı olabilecek birileri ile irtibata geçmeye çalışır. Yılmadan ve inancını yitirmeden, kardeşinin suçsuzluğunu ispatlayacak bir delil bulma konusunda  mücadele etmeye devam eder. 

1896 yılının Ağustos ayında yeni İstihbarat Şefi olarak Yarbay Georges Picquart atanır. Picquart hakkaniyetli, ahlaklı ve her ne pahasına olursa olsun doğruyu bulmak için gerekeni yapma konusunda gözü kara bir subaydır. Kendisine Alman Büyükelçiliği’nden yeni gelen evraklar arasında, Fransız Binbaşı Ferdinand Walsin Esterhazy’e hitaben yazılmış ve gönderilmemiş bir telgraf taslağı çıkar. Alman Büyükelçiliği’ndeki bir yetkili tarafından hazırlanan telgrafta, Esterhazy’den daha önce verdiği bilgiler ile ilgili daha detaylı bilgi talebi vardır. Esterhazy evlilik dışı ilişkileri olan, kumar oynayan, eşi lüks düşkünü olan ve paraya ihtiyacı olan bilgi sızdırmak için suistimale açık tipik bir profil sergilemektedir. Picquart Esterhazy’yi fiziki takibe aldırır ve iki kez Alman büyükelçiliğini ziyaret ettiği tespit edilir.  Esterhazy’nin yazı örnekleri daha önce Dreyfus’un yazdığı iddia edilen bilgi notu ile karşılaştırılır ve yazıların aynı olduğu anlaşılır. Picquart, Dreyfus’un mahkum edilmesine neden olan sahte delillerin Esterhazy tarafından üretildiğine ikna olur. 1896 yılını Eylül ayında Alfred Dreyfus’un masum olduğuna ve gerçek suçlunun Esterhazy olduğuna dair yeni deliller ortaya çıktığını sıralı amirlerine iletir. Amirleri Fransız Silahlı Kuvvetlerinin itibarı için Picquart’dan bu konuda sesini çıkarmamasını isterler. Picquart, Tunus’un güney çöllerine tayin edilerek susturulur. Ancak Picquart avukatına olayın detaylarını anlatan bir mektup verir. Başına birşeye gelirse mektubu Fransız Cumhurbaşkanına vermesini ister. 

Mathew Dreyfus basında kardeşinin Şeytan Adası’dan kaçtığına dair düzmece bir haber yaptırır. Amaç Alfred Dreyfus’un isminin basında canlı tutulması ve unutulmasının engellenmesidir. Bu haber gerçekten işe yarar ve Dreyfus’un masumiyeti ile ilgili basında tartışmalar tekrar başlar. Fransız Silahlı Kuvvetlerinin Dreyfus’un masumiyetini ortaya çıkaracak delilleri sakladığı basına haber olarak sızdırılınca, kamuoyunda konu tekrar tartışılmaya başlar. Mathew kardeşinin tutuklanmasının 3 yıl ardından bilgi notundaki yazının Binbaşı Esterhazy’nin el yazısı ile eşleştiğini ve bu bilginin kamuoyundan saklandığını basın yolu ile açıklar. Esterhazy gizli olarak görülen askeri mahkeme duruşması sonrasıda suçsuz bulunur ancak İngiltere’ye kaçar. 

Emile Zola yolsuzluklarla mücadele konusunda yazdığı yazılarla tanınan bir isimdir. 1898 yılı başında Dreyfus olayının gerçek yüzünün üstünü örtmeye çalışan üst rütbeli Fransız subayların isimlerini açık olarak belirten; Dreyfus’un haksız olarak mahkum edilmesinde rol alan elyazısı uzmanları, yasal cinayet işleyen mahkemeler ve halkı yalan haberlerle kandırarak kendi hatalarının üstünü örtmeye çalışan Savaş Bakanlığı hakkında suç duyurusunda bulunan “Suçluyorum. Emile Zola’dan Fransız Cumhurbaşkanına Mektup” başıklı bir yazıyı gazetede yayımlar.  Yazı Fransız hükümeti ve Silahılı Kuvvetleri aleyhine bir iddianame niteliğindedir.

https://i.imgur.com/NOxj5wg.jpg
https://imgc.artprintimages.com/img/print/caricature-of-j-accuse-article-written-by-emile-zola-in-defence-of-alfred-dreyfus-1898_u-l-od7zx0.jpg?h=550&w=550&background=fbfbfb

“Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir.”

Emile Zola

Zola’nın yazısı yüzbilerce vicdanlı Fransız vatandaşı tarafından okunur ve insanların üzerine çöken sessizlik perdesinin yırtılmasına vesile olur. Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. Hükümet Emile Zola’nın da tutuklanmasını ve mahkum edilmesini sağlar. Ancak Zola, temyiz kararı beklerken İngiltere’ye gider. Zola amacına ulaşmış ve dünyanın gözü Fransa’ya dogru dönmüştür. Fransız Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup ortaya çıkan yeni tablo karşısında Dreyfus’u suçlu göstermek amaçlı ilave dokümalar ortaya koyarlar. Yeni Savaş Bakanı olarak atanan Godefroy Cavaignac’ın kurulan komplolardan haberi yoktur ve Dreyfus olayı ile ilgili dokümanları tekrar incelemek üzere bilirkişi olarak Yüzbaşı Louis Cuignet’i görevlendirir. Bilirkişi Alman resmi görevlisi tarafından yazılan ve Dreyfus’un bilgi sızdırdığına dair delil olarak kabul edilen yazının sahte oldugunu tespit eder. Yarbay Hubert-Joseph Henry, Dreyfus’a karşı sahte delil üretmekten tutuklanır ve suçunu itiraf eder. Kendisinin yanlız bırakıldığını düşünen Yarbay Henry komplonun emrini veren ve işin içerisinde yer alan diğer üst rütbeli subayları açıklayacağı imasında bulunur ve hapishanede kaldığı ilk gece sonrasında hapishane odasına boğazı kesilmiş olarak bulunur. 

Fransız Yüksek mahkemesi 3 Hairan 1899 tarihinde Dreyfus hakkında verilen mahkumiyet kararını iptal eder ve tekrar yargılanmasına hükmeder. Askeri mahakemede, Fransız Silahlı Kuvvetleri tarafından Esterhazi’nin yazdığı mektup tekrar delil olarak sunulur ve Dreyfus hakkında sahte delil üreten Yarbay Henry öldüğü için Fransız ordusu Dreyfus hakkındaki daha önceki suçlamalarını tekrarlar. Askeri Mahkeme Dreyfus’un suçluluğunu ispatlayamadan, komploda ismi geçen generaller ve üst rütbeli subayları korumak için Dreyfus’a 10 yıl hapis cezası veririr. 

Ancak komuoyu vicdanında masumiyeti tescillenen Dreyfus’a hapis cezasında 10 gün sonra Fransız Cumhurbaşkanı Émile Loubet tarafından, Fransız Silahlı Kuvvetlerinin bozulan imajını kurtarmak için af teklif edilir. Dreyfus gönülsüz olarak af teklifini kabul eder. Serbest bırakılmasının ardından Dreyfus: “Hükümet bana özgürlüğümü geri verdi. Ancak onursuz özürlük benim için birşey ifade etmiyor” der ve masumiyetini ispatlamak için mücadeleye devam eder. 

12 Temmuz 1906 tarihinde nihayet Fransiz Yüksek Mahkesi, 2’nci Askeri Mahkemenin 1899 yılında verdiği cezayı iptal ederek ve Dreyfus’un masumiyetini resmi olarak tesciller. Bir gün sonra da Fransız parlementosu Dreyfus’un ordudaki görevine geri dönmesi için oylama yapar ve Dreyfus bir hafta sonra, 12 yıl önce rütbelerinin söküldüğü yer olan Fransız Askeri Akademisinin bahçesinde üstün hizmet madalyası (The Legion of Honour) ile ödüllendirilir. Bu kez, töreni izleyen kalabalık “Çok yaşa Dreyfus” diye bağırır. Dreyfus Binbaşı rütbesi ile orduya geri döner. 

dreyfus 2.jpg

1895-Rütbelerinin sökülmesi 1898-Hapis Dönemi 1906-İade-i itibar

Dreyfus hadisesi geçmişten bu yana hakikati gizlemeye çalışan karanlık güçlerin varlığını ve kullandıkları yöntemleri, ancak namuslu ve doğru insanların suçsuzluklarının er ya da geç ortaya çıktığını hatırlatan önemli bir vakadır. Bugün, Yarbay Alfred Dreyfus`un anıtı Paris merkezindeki Stanislas Caddesi’nde kırık kılıcını gökyüzüne doğru tutarak üzerine büyük iftiralar atılan diğer masum insanlar için adalet çağrısının sembolü niteliğindedir. 15 Temmuz masumları da Türkiye tarihinde kahraman olarak yerlerini alacak ve güzel ülkemiz Türkiye için kaldıkları yerden fedakarca görevlerine devam edeceklerdir. 

reyfus 3.jpg

Alfred Dreyfus Anıtı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *