Suriye Çıkmazına AKP Hükümeti’ni Sürükleyen ve Orada Çıkmaza Sokan Ulusalcı Yapı kimdir? Amaçları nelerdir?

Türkiye, Suriye’de ve dış politikada büyük bir çıkmazın içine sokuldu. Özellikle Suriye’de kalmanın da çekilmenin de büyük bedelleri ile karşı karşıya getirildi. Verdiğimiz şehitlerin sayısı şimdiden yüzlü rakamlarla ifade edilir halde. Bu yazıda, Suriye’de yapılan stratejik hatalardan ya da çıkmazlardan bahsetmek yerine, bu çıkmazın aktörleri ve çözüme ilişkin bazı perspektifler sunacağım.

MEHMET YILMAZ

Türkiye, Suriye’de ve dış politikada büyük bir çıkmazın içine sokuldu. Özellikle Suriye’de kalmanın da çekilmenin de büyük bedelleri ile karşı karşıya getirildi. Verdiğimiz şehitlerin sayısı şimdiden yüzlü rakamlarla ifade edilir halde. Bu yazıda, Suriye’de yapılan stratejik hatalardan ya da çıkmazlardan bahsetmek yerine, bu çıkmazın aktörleri ve çözüme ilişkin bazı perspektifler sunacağım.

Özellikle yaşananları ve olayların sonuçlarının analizinden yola çıkarak, Ulusalcıların devletin aldığı kararlar üzerindeki muhtemel etkilerini ve bu kararların sonuçlarını ele alacağım.

Ulusalcılar kimdir? Ulusalcılar, sadece bir fikri akımı destekleyen insanları mı ifade eder? Yoksa kendi medya organları olan ve Türkiye çapında ve hayatın her alanına yerleştirilen etkin ve yetkin insanlardan oluşan profesyonelce teşkilatlanmış bir örgüt müdür?

Ulusalcılar ülkenin son 1-2 asrına yön veren, kimi zaman Derin Devlet, kimi zaman Ergenekon, kimi zaman da Kemalistler olarak medyaya yansıyan/kamuoyuna yüzünü gösteren, teşkilatı, amaçları, imkan ve kabiliyetleri resmi olarak ortaya konmamış, bir örgüt çapının çok üzerinde bir büyüklük ve güce sahip bir oluşum olarak açıklanabilir.

Ulusalcılar, AKP Hükümetinin aldığı kararlara destek veren değil, bilakis bizzat AKP Hükümeti ve Devlet içine sızdırdıkları yetkin elemanları vasıtasıyla, Hükümetin karar mekanizmaları içinde etkin olan ve bunu kendi çıkarları doğrultusunda, yine AKP’yi çökertmek için kullanan bir yapıdır. Hükümetin, kendi amaçlarına da uygun kararlarını savunurken, kendi amaçlarına ters kararlarına karşı da tüm güçleriyle mücadele etmektedirler. Ulusalcıların, önceki yıllarda, Hükümetin Kuzey Suriye politikasını şiddetle savunurken, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarını desteklerken, diğer taraftan İdlib’e yönelik harekatta açıkça ve üst perdeden Rusya’nın yanında yer alması; özellikle Perinçek’in, Erdoğan’ın Ukrayna ziyareti dolayısıyla, Rusya lehine Hükümeti tehdit etmesi, bu mücadeleyi açıkça göstermektedir.

Bu mücadele aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Hükümetine, dolayısıyla bu Hükümeti seçip yetkilendiren Halka karşı da bir husumet olarak algılanabilir; bir başka deyişle, milli çıkarlarımıza rağmen, kendi örgütsel amaçlarını gerçekleştirmek için düşman ile iş birliği yapmak olarak da düşünülebilir.

Son dört yılda yaşadığımız olaylar Ulusalcı Derin Devlet Yapısını anlama ve tarif etme konusunda çok anlamlı ve güvenilir veriler ortaya koymuştur. Bu yapının devletinin karar alma mekanizmalarında önemli mevkilerde ve her kademede adamlarının olduğu ve AKP Hükümeti taraftarı gibi gözükerek güven sağladığı, ancak “Ulusalcı Yapının” direktiflerine göre hareket ettiğini düşünmek ve iddia etmek bir komplo teorisi olarak gözükse de, yaşadığımız gerçeklerle örtüşmektedir.

Türkiye’nin, Suriye’de içine düştüğü çıkmaz bu açıdan değerlendirildiğinde; Ulusalcı Yapının, gerek Devletin Karar Mekanizmaları içindeki etkinlikleri ve gerekse de diğer unsurlarıyla, özellikle de medya ve sivil toplum örgütleri vasıtasıyla, AKP Hükümetini içerde ve dışarda çok zor durumda bırakarak çöküşünü sağlamaya yönelik azimli ve kararlı bir eylem planını hayata geçirdiğini söylemek mümkündür.

Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin Suriye’deki çıkmazını, Ulusalcıların stratejik bir başarısı olarak görmek mümkündür. Zira, AKP Hükümetini yıkmanın en etkili adımlarından biri Suriye’de Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirme stratejidir. Bu stratejinin taşlarının uzun vadeli bir çalışma ile zamanla döşendiği ve stratejik bir hamlenin ürünü olduğunu düşünmek mümkündür. Bu hamle ile Ulusalcılar;

AKP Hükümeti ile Rusya’yı muhasım haline getirirken, kendilerine de, AKP Hükümeti ile olan mücadelelerinde stratejik ve operasyonel olarak çok etkin bir müttefik sağladılar.

Suriye hamlesi ile ayrıca İran’ı da AKP Hükümetinden uzaklaştırıp, kendi yanlarına çektiler. Rusya ve İran’ın 15 Temmuz olaylarındaki rolü dikkate alındığında, bu iki ülkenin istihbarat ve operasyonel desteğinin, Türkiye’de çok etkin olsalar da çok küçük bir azınlık olan Ulusalcı Yapı için, AKP Hükümetine karşı olan yaşamsal mücadelelerinde hayati öneme haiz olduğu görülmektedir.

Kısa vadede desteğinin sağlanması zor olan Batı karşısında, AKP Hükümetinin elini zayıflattılar; dolayısıyla AKP Hükümetini dışarda yalnız bıraktırdılar.

Ekonomik zorluklarla mücadele eden Türkiye’nin, ülkedeki 4 milyon Suriyeli mülteciden kurtulmasının yolunu kapatıp, üstüne yeni gelecek mültecilerin sorunları ile karşı karşıya bıraktılar. Böylece AKP Hükümetini yıkabilecek en önemli risk faktörü olan “ekonomik kriz” ve buna bağlı olarak da “kitlesel halk hareketlerinin” meydana gelmesinin zeminini oluşturup, yolunu açtılar.

TSK ile birlikte hareket eden ve Türkiye’nin tam kontrolünde olmayan radikal görüşlere sahip savaşçıların, Suriye Rejiminin eline geçmesi ve çeşitli yöntemler kullanılarak konuşturulması neticesinde, AKP Hükümetinin içerde ve dışarda yıpratılması ve AKP’lilerin yargılanmalarının sağlanmasının yolunu açtılar.

Peki, normal şartlara göre çok iyi yapılanan ve çok iyi bir parti teşkilatına sahip bir iktidar ile, kedinin fare ile onadığı gibi oynayabilecek ve kendi amaçları doğrultusunda “devlet aygıtını” yönlendirip, kullanabilecek bir güce ve örgütlenmeye sahip, “ULUSALCI YAPILANMA” gibi bir “YAPI”nın; bir ülkede var olması, seçilmiş Hükümet ile varlık-yokluk savaşı yürütebilmesi, Türkiye gibi bir ülkeyi yıpratma ve batırma pahasına, Hükümet aleyhine dış güçlerle legal/illegal kurumlarla/yöntemlerle işbirliği yapması meşru mudur ve normal kabul edilebilir mi?

Eğer normal ve meşru değilse, Türkiye, “Ulusalcı Yapı” ile mücadele için gerekli yasal alt yapıya sahip mi? AKP Hükümeti bu yapı ile gerektiği şekilde ve uygun araçları kullanarak etkin mücadele edilmesi gerektiğine inanıyor ve bu mücadeleyi veriyor mu?

Dilerseniz bu anlatılanlara bir komplo teorisi olarak bakabilir, ya da ciddiye alıp değerlendirir ve sorumlu bir makamda iseniz gereğini yaparsınız. Size kalmış.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *