Devlet Bahçeli, Derin Devlet ve 15 Temmuz Üzerine-1

MUSTAFA KİRİŞÇİ

Devlet Bahçeli kimdir, neyi temsil etmektedir ve neden hiçbir zaman iktidar olamamasına rağmen Türkiye siyasetinde bu kadar etkili olabilmiştir?

En basit haliyle bu yazı dizisinde bu sorulara odaklanacağım. Biraz daha açarsak, Bahçeli’nin Türkiye’deki iç siyasette neyi temsil ettiği, iktidar olamadığı halde iç siyasette neden çok kritik kararlara imza attığı ve siyasetin yönünü değiştirebildiği, ve kendisi veya kendisinin temsil ettiği çizgi için 15 Temmuz’un ne anlama geldiğini, ve 15 Temmuz sonrası neler yaptığı ve yapabileceklerini tartışacağım.

Siyaset bilimi literatüründeki çalışmalar, politikacıların davranışlarını ve eylemlerini rasyonel perspektiften açıklayarak onların asıl gayelerinin iktidarda kalmak ya da iktidara gelmek olduğunu söyler. Fakat Bahçeli’nin iç siyasetteki yaklaşık son 20 yılındaki eylem ve söylemleri siyaset biliminin bu varsayımına uymuyor. Uymadığı gibi, siyaseten kendisine fayda getirecek hamleleri dahi yapmaktan kaçındığı görülür. Aşağıdaki örnekler üzerinden bu argümanı daha da açmaya çalışayım:

  1. Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın idamına karşı çıkması:  Halihazırda idam cezası o zamanlarda Türk ceza hukukunda olmasına rağmen, PKK’nın Türkiye’de neden olduğu 15 yıllık ekonomik ve sosyal maliyetlere rağmen, idam edildiğinde bunu oy devşirme aracı olarak kullanabilecek olmasına rağmen, idam yasağının kaldırılmasına Bahçeli ve partisi destek verdi, Öcalan idamdan bir milliyetçi parti sayesinde kurtulmuş oldu.
  2. İktidardaki politikacılar, doğal olarak, kendi iktidar dönemlerinde ekonomik kriz ile karşılaştıklarında krizi atlatmadan bir seçime gitmezler çünkü vatandaşın krizin faturasını iktidara çıkaracağını bilirler. Fakat muhalefetteki partiler krizi fırsata çevirip erken secim isteyebilir. 2002 yılında, Şubat 2001 krizinin etkileri hala devam ediyorken, Bahçeli, koalisyon ortağı olmasına rağmen, sürpriz bir şekilde erken secim istemiş, ve beklendiği gibi 3 Kasım 2002 seçimlerinde Bahçeli’nin partisi dahil koalisyon ortaklarının hepsi baraj altında kalmıştır. 
  3. 2007 yılında, 367 krizi Cumhurbaşkanın seçilememesine sebep olurken o yıl yapılan seçimler ile TBMM’ye giren Bahçeli ve partisi “Eğer konu Anayasa Mahkemesi’nin son kararına göre 367 sayısı açısından değerlendiriliyorsa MHP cumhurbaşkanlığı seçiminde orada olacaktır” diyerek Abdullah Gül’ün, yani iktidar partisinin adayının önünü açmış oldu. 
  4. 7 Haziran 2015 yılındaki seçimlerden sonra AKP’nin çoğunluğu kaybedip muhalefet kanadının koalisyon yoluyla çoğunluk oluşturma ihtimali doğduğunda Bahçeli seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından hiçbir hükûmet formülü içinde olmayacağını açıklayarak muhalefetin çoğunluğu sağlamasını engellemiş oldu. Hem de Kılıçdaroğlu Bahçeli’ye başbakanlık teklif etmesine rağmen. 
  5. Bahçeli’nin 2016 yılında “Fiili duruma hukuki boyut kazandırmak gerek” diyerek başkanlık sistemini destekledi ve başkanlık seçimlerinde adaylarının Erdoğan olduğunu söyledi. 

Örnekler daha da artırılabilir, fakat sadece bu 5 örnek dahi Bahçeli’nin sıradan bir siyasetçi olmadığı, diğer siyasetçilerin aksine iktidara gelmek ya da başbakan olmak gibi amacı olmadığını gösteriyor. İktidar olma ihtimali olmayan partilerin genel başkanları da iktidara gelmek ya da başbakan olmak gibi bir amaç taşımayabilir fakat bu tür partilerin iç siyasette etki gücü de zayıftır. Fakat Bahçeli son 20 yılda, yukardaki beş örnekte bahsedildiği üzere, siyasetteki çok kritik dönemeçlerde kritik müdahalelerde bulunmuş ve siyasetin yönünü değiştirebilmiştir. Dahası, Bahçeli erken secime gidilsin dediğinde erken secime gidilmiş, Cumhurbaşkanı seçilsin denildiğinde Cumhurbaşkanı seçilmiş, başkanlık sistemine geçilsin denildiğinde başkanlık sistemine geçilmiştir. Hiçbir zaman tek başına iktidar olamayan ve böyle bir amacı da olmayan Bahçeli’nin siyasetteki bu gücünün tam olarak kaynağı nedir o zaman? Diğer bir deyişle, Bahçeli tam olarak bir siyasetçi değilse Bahçeli’nin Türkiye siyasetindeki rolü nedir?

Her ne kadar kesin bir kanıt olmasa da Bahçeli’nin derin devleti temsil ettiği, siyasi manevralarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği söylenir. Bu konudaki söylentilere örnek olarak Sabahattin Önkibar Süleyman Demirel’in ölmeden önce kendisine “Bahçeli bir devlet görevlisidir” dediğini; eski bakan Yaşar Okuyan ’ın Bahçeli’nin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın bir ajanı olduğunu söylediği biliniyor. Bu iddiaları ne Bahçeli’nin kendisi ne de partisi tarafından yalanlandı. Eğer bu iddia doğru ise, yani Bahçeli’nin derin devlet ile bir bağlantısı var ise, Bahçeli derin devlette tam olarak neyi temsil ediyor? Derin devlet denilince Türkiye’de Ergenekon yapılanması akla geliyor. Peki Bahçeli tam olarak bu yapılanmanın neresindedir? Eğer bu yapılanma ile ilgisi var ise neden bundan 10 yıl öncesine kadar Ergenekon soruşturmaları kapsamında hakkında hiçbir soruşturma açılmadı? Bu durumda Bahçeli derin devletin başka bir kanadını mı temsil ediyor? Ediyorsa o kanat neden Bahçeli üzerinden devamlı Erdoğan’ın önünü açıyor, onunla ittifak ediyor? 

Bu soruları cevaplamak için bir sonraki yazıda önce derin devlet kavramını akademik açıdan inceleyecek ve Bahçeli’nin derin devlet ile nasıl bir ilişki içinde olduğunu anlatacağım. Şimdiye kadar Ergenekon/Balyoz yapılanması ile birlikte anılan derin devlet tartışmasını, Bahçeli’nin Türkiye siyasetindeki rolü üzerinden daha ileri bir noktaya taşıyıp Türkiye’de derin devletin ya da derinleşen devletin aslında konuşulduğundan daha derin olduğunu vurgulama çalışacağım. Üçüncü yazıda ise Bahçeli-derin devlet-15 Temmuz arasındaki ilişkiden bahsedip 15 Temmuz sonraki konjonktürde Bahçeli’nin siyasi hamlelerini analiz edip gelecekte ne tür hamleler yapacağı konusunda projeksiyonlarda bulunacağım. 

MUSTAFA KİRİŞÇİ

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: