Marmaris Kumpası’nı Anlamak: Binbaşı Şükrü SEYMEN’in Tarihe Not Düşen İfadesi…

Şükrü Seymen. Öncelikle herkese saygılar sunuyorum..İrticalen konuşacağım sonuçta hazırlanmamamın nedeni hukuka inancımın olmaması, sebebi çünkü Azerilerin bir sözü vardır, daha önceki ifademde de ben bunu beyan etmiştim, derler ki et kokarsa tuz çare, tuz kokarsa ne çare , yani et kokmasın diye tuzlarım, e tuz da kokmuşsa ne yapayım diyor yani iş işten geçmiştir. Şu an tuz görevi görmesi gereken hukuk Türkiye’de kokmuştur.

Şükrü Seymen Binbaşı’nın 29 Ocak 2020 tarihindeMuğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 15 Temmuz’da Marmaris’te yaşanan olaylara dair görülen davadaki ifadesine başladığı bu sözler, Türkiye’de hukukun geldiği durumu tarihe not düşüyor.

İfadesinin devamında anlattıkları ise Marmaris’te 15 Temmuz senaryosuna uygun olarak suç oluşturmak için planlayıcılar tarafından gizli bir ekibin görevlendirildiğini ortaya koyuyor.

İfadede, bu kumpas ekibinin işlediği cinayetlerin sanıklar üzerine yıkılabilmesi için gösterilen organize çabalar ve kurulan kumpasın ayrıntıları da bir bir ortaya konuluyor.

1. MARMARİS’TE KATLİAM İÇİN GÖREVLENDİRİLEN KUMPAS TİMLERİ

Dava sürecinde ortaya çıkan birçok ayrıntı, 15 Temmuz’da Marmaris’e gönderilen askerlere kumpas kurulduğunu, sanıkları Marmaris’e sevk edenlerin de bu kumpasın içinde olduğunu gösteriyor.

Şükrü Binbaşı’nın ifade ettiği somut delillere göre 15 Temmuz’da sanıklar Marmaris’e ulaşmadan çok önce, saat 00:15 civarında bölgeye üç adet helikopter geldi. Bu helikopterlerden siyah giyimli ve maskeli personelden oluşan ekipler iple bölgeye indi ve sonrasında çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalar esnasında yaklaşık saat 00:30 civarında Mehmet Çetin ve 02:30-03:00 arasında Nedip Cengiz Eker isminde iki polis memuru şehit edildi, 25 polis ile 1 özel güvenlik görevlisi yaralandı.

Bu cinayet ve yaralamalarla suçlanan askerlerin ise Marmaris’e geliş saati 03:16, yani bu cinayet ve yaralamalardan sonra. Cinayetleri işleyenlerin bu askerler (sanıklar) değil, onlardan önce helikopterle bölgeye gönderilen bahse konu ekip (kısaca kumpas timi) olduğu 40’tan fazla tanık ve müştekinin ifadeleriyle sabit.

Buna rağmen cinayetleri işleyen bu siyah giyimli ekibin kimliklerinin gizlenmesi ve bu suçların sanıklar üzerine atılmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı, savcı, hakim, polis ve diğer yetkililerce organize şekilde gösterilen çabalar, Marmaris olayının bir kumpas olduğunu apaçık ortaya çıkartıyor.

Bahse konu kumpas timine dair Şükrü Binbaşı’nın verdiği bilgiler şu şekilde:

Şimdi 40’dan fazla tanık ve müşteki bu bahsedilen dava dosyasında farklı farklı zamanlarda ve farklı farklı illerde ve tamamı yargı mercilerinde, savcılıkta veya mahkemelerde saat 00:15 ile 02:00 arasında olay bölgesine helikopterle gelen, helikopter ile asker indiren, helikopterden etrafa ateş açan, güvenlik güçleri ile çatışmaya giren, burası da önemli sis bombası ve gaz maskesi kullanan, olay bölgesinde mala zarar veren insanların siyah kıyafetli insanların olduğundan bahsediliyorbizim hiç ayak basmadığımız sahil bölgesine asker indirme gibi, detaylarda net olarak ifadelerini gördük..”

2. KUMPAS TİMİ SUİKASTLA SUÇLANMASI PLANLANAN SAT PERSONELİNİ SİMÜLE ETMİŞ

Şükrü Binbaşı ifadesinin bir bölümünde Marmaris kumpasının maksadını ve gerçek harekât planını deşifre eden bir tespitini paylaşıyor.

Bu kumpas timinin tanıklarca aktarılan görünüş özelliklerinin ve helikopterlerin izlediği hareket tarzının, 15 Temmuz’da kumpas kurulması planlanan askeri personeli simüle etmeye yönelik olarak hazırlandığı anlaşılıyor.

Timin kullandığı helikopter sayısının askerlerin olduğu gibi 3 adet olması, izledikleri güzergâh ve giyimleri, bu amaca yönelik olarak belirlenmiş. Kumpas timine giydirilen siyah kıyafetle SAT timi simüle edilmiş. O gün Marmaris’e SAT timi gitmemiş olmasına rağmen, olaydan önce (olayla ilgisi olmamasına rağmen) hangi SAT personelinin suikastle suçlanacağı da hazırlanmış.

Bu bilgiler bizi ya olay günü kumpasa dahil edilecek personel konusunda karışıklık yaşandığı, ya da kumpas planının aslında sanıkların Marmaris’te şehit edilmesi üzerine kurgulandığı çıkarımına götürüyor. Çünkü olayla ilgisi olmayan SAT personelinin Marmaris’teki olaya karıştırılması ancak aksini ispatlayacak kişilerin (hayatta) bulunmamasıyla mümkün olabilirdi. İfadenin ilgili bölümleri şu şekilde:

E tanıklar diyor ki 40 tanesi de gaz maskeliydi, siyah kıyafetliydi, niye siyah kıyafet giymişler o gün kumpasçılar? Bakın o gün bir gün sonra, daha birkaç saat sonra darbeye kim katıldı? Kim katılmadı? Bunun bilmesi kimsenin imkânı yok, Özel Kuvvetlerde o gün oraya aramaya gelen özel kuvvetlerde SAT personelinin fotoğrafları vardı SAT personelinin, darbeye katılanlar Marmaris’de kontrollü suikaste katılanlar diye SAT personelinin isimleri var, niye SAT personelinin ismini koymuşlar biliyor musunuz? Çünkü Silahlı Kuvvetler de tek siyah elbise giyen SAT’çılardı.Ondan sonra değiştirdiler.YANİ HERKESİ TEZGAHLAMIŞLAR, siyah giyen SAT’çıları temsilen oraya birileri gidecek Ankara iddianamesini okursanız oradan görürsünüz.

Ankara İddianamesinde güya villada tezgahlanan, planlanan yolu kullanarak rotayı kullanarak devam edecek otluğa kadar, araziye inecekler, ondan sonra kendi adamlarını oradan çekip kurtaracaklar SAT’çıları ertesi günü toplayacaklar, isimleri bile belliymiş bunların, kimler belirlemiş bunları SAT’çılar kendi arasında şu şucudur, şu şucudur diye yazmışlar oraya, sonra bizi oraya gönderince o çuval da çöktü, o planda çöktü, liste ortada kaldı, bu sefer soruyoruz, kardeşim bu SAT’çılar kim o zaman? Beni gönderdiler oraya bu SAT’çılar kim o zaman?

Açıklanamayacak birşey çünkü bu kumpas, açıklanması imkansız, bu ne zaman açıklanacak biliyor musunuz? Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü Türkiye’de hüküm sürdüğü günlerde birilerinin yüzü yere düşecek, sadece düşmeyecek buraya girecekler, buraya, bu işin peşini biz asla bırakmayacağız ya bu dünyada yada ahirette elbet çözülecek, buraya girecek onlar, bizim de adımız şeyse eski Özel Kuvvetçi, eski SAT’çıysak biz diyoruz ki onlar Allahın izni ile buraya girecekler.”

3. KUMPAS TİMİNE İŞLETİLEN SUÇLARIN SANIKLAR ÜZERİNE YIKILMASI İÇİN GÖSTERİLEN ORGANİZE ÇABALAR

15 Temmuz’da Marmaris’de işlenen cinayet ve bağlantılı suçların sanıklarla ilgisi olmayan bahse konu helikopterli ekip tarafından işlendiği bir çok şahidin beyanı ve somut delillerle sabitken Cumhurbaşkanlığı personeli, hakim, savcı, polisler ve olaya müdahil olan diğer yetkililerce organize şekilde bu deliller sümen altı ediliyor ve karartılıyor.

Cinayetlere yönelik somut kanıtlar, suçun sanıkların üzerine atılabileceği şekilde defalarca değiştiriliyor. Cinayetleri işleyen ekibe ait bütün delil ve kayıtlar ortadan kaldırılıyor.

Yani, suçu işleyen gerçek faillerin kimlikleri saklanırken, onlara işletilen suçlar sanıkların üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Şükrü Binbaşı’nın ifadesinde geçen bahse konu faaliyetler aşağıda sıralanmıştır.

Sanıkların Suçsuzluğunu Kanıtlayan Tanık Ve Müştekilerin Dinlenmesi Engellendi

Şimdi bu saatlerde bizim orada olmadığımız da iddianameye göre sabit. Çünkü diyor ki 00:15 ile 02:00 arasında bunlar yaşandı diyor bütün tanıklar, 40 dan fazla tanık var, yani iki tane tanık adamı ipten kurtarır, 40 dan fazla tanık var, bu tanıklardan hiçbirisi mahkemeye gelmedi, defalarca ısrarla talep etmemize rağmen, normalde bu yargılamada usul hatasıdır…”

İddianame Ve Raporlar Üzerindeki Zamanlarla Oynandı, Tanık İfadeleri Değiştirtildi

İddianamede belirtilen bir husus var, Sayfa kaç? 8, saat 03:03’de Marmaris ilçesine geldiğimiz beyan ediliyor, bizim saat 03:03 de Marmaris’e geldiğimiz doğru değildir. Somut kanıtlar 03:15 olduğunu gösteriyor. Şimdi bir önceki iddianamede ne demişler benim oraya ayak basış tarihime iddianame sayfa 132, 16 Temmuz saat 03:16’da nerden tespit etmiş bunları iddia makamı? Telefon baz istasyonu kayıtlarından, kamera kayıtlarından ve radar kayıtlarından

Şimdi bunu neden söylüyorum biraz sonra ifade edeceğim hususlardaki kumpaslarla alakalı konuştuğum zaman, kontrollü suikastla ilgili konuştuğum zaman bu ifadenin neden öne çekildiğini, veren polislerin neden hep aynı ağızdan daha önceki ifadelerinde böyle söylemiyorlar, 02:00 civarında çatışma olduğundan bahseden polislerin hep bir ağızdan topluca neden 03:30-04:00 arasında çatışma olduğunu kaydırdıklarını anlamış olacağız. Biz bu saatte burada değildik bu da hatalı maddi olarak, bunu herhalde anlattım. Anlaşıldığını düşünüyorum yani.”

Şehitlere Ait Raporlarda Manipülasyon Yapıldı

Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı gibi sanıkların Marmaris’e geliş zamanı delillerle sabit olduğu için, delillerde manipülasyon yapanların bu zaman üzerinde çok büyük bir değişiklik yapamadığı anlaşılıyor. Buna bağlı olarak ölüm saatlerini sanıkların Marmaris’te bulunduğu zamanla uyuşturmak için şehit edilen polislere ait raporlarda da defalarca oynama yaptıkları görülüyor. Cinayetleri sanıkların üzerine yıkmaya çabaladıkça kumpası daha da açık eden bu ahlâk ve basiretten yoksun çabaları Şükrü Binbaşı aşağıdaki cümlelerle özetliyor.

Şimdi 00:43’de ölmüş bu polis, dedik ki kardeşim bizden 3-4 saat önce ölmüş, benle ne alakası var bunun ya beni ne ilgilendirir, senin bu soruyu bana sorman bile abes ya, geldi savcı kameralar önünde, kayıt altında efendim bu 03:43 de ölmüş, nasıl yani? …kalktık, iyi dedik de biz 03:38 de ayak bastık, olay bölgesine yürüsek, uçsak bile 5 dakikada gidemeyiz. Yine biz vurmuş olamayız. Durdudoğru söylüyorsunuz diye düşündü muhtemelen, ertesi günü geldi. Dedi ki bu 04:43 de ölmüş,dedim ki hakime, borsa en son 04:43 de mi kapandı dedim, evet dedi, o zaman dedim sıkıntı var, çünkü bunun ailesine, yakınlarına elbiselerini 04:30’da teslim etmişsiniz. Hani diyorum ya işlerini kurcaladığınız zaman bir yerden mutlaka bir açık veriyorsunuz.”

Şehitlere ait otopsi raporlarında yapılan oynamalar da tüyler ürpertici. Çünkü delil uydurmak için şehitlerin bedeni üzerinde de oynanmış olabileceği anlaşılıyor. Şehitlerden Nedip Cengiz’in kriminal incelemesinde pantolonunda mermi deliği mevcut değilken, 4. Kez hazırlanan raporunda bacağından vurulduğuna dair fotoğraf yer alıyor. İfadenin ilgili kısımları şu şekilde:

Mehmet Çetin ile ilgili 3-4 tane farklı rapor var, bakın bakın isterseniz rapor numaralarını esas hakkındaki savunmalarımda isterseniz veririm. …4. raporda ayak çıkmış ve diyor ki bu ayaktan giren mermi diyor bunu öldürecek etkiye sahip diyor…fotoğraf var düzeltiyorum, kamera görüntüsü var mı? Yok.

Bak daha ilgincini söylüyorum size Allah’tan Nedip Cengiz’in elbiselerini incelemişler kriminal raporda, pantolonunda delik yok, diyorum ya Allah şaşırtacak ya insanı, insanın kalbi kapkara olunca yüzüne de yansır, tavırlarına da yansır…Soruyorum ya, indir pantolonunu deyip öyle mi vurduk biz bu adamı? Cevap gene yok, vücutta bir tane çıkış deliği var, hücum yeleğinde iki tane, nasıl oluyor bu? Mermi girdi bir daha mı çıktı yani, izah yok.

Ne yaparsınız bu durumda, balistik uzmanı gelsin dedik ona da yok, Adli Tıp Uzmanı gelsin, ona da yok, eee ne yapacağız biz arkadaş?…Bu nasıl yargılamadır yani, bu nasıl insanlıktır, bu nasıl bir ahlaktır? Nasıl bir hukuk ahlakıdır yani? Böyle bir şey olur mu ? İnsanda vicdan olur ya, insan Allah’tan korkar ya, bu şehitler ile ilgili şaibe de tamamen giderilememiştir, Bunları kim vurdu ya, bu insanları, ben bunun ailesi olsam, ben bunların peşine düşerim ya, ya benim oğlumu kim vurdu ya, kim vurdu kardeşim ya, ben burda yokum, birilerinin yamamaya çalıştığı belli, kim vurdu bunları ya?”

Nedip Cengiz Eker’in Cinayet Saatini Gösteren Ambulans Kayıtları Değiştirildi

“…Yanındaki arkadaşının ifadesi var saat 02:00 civarında vurulduğunu söylüyor, diğer polis için bu polis ile ilgili gene elbisesi teslim edilen Nedip Cengiz Eker için ambulans kayıt sistemini de sonradan değiştirdiler, arkadaşlar açıkladı, sağolsun Mehmet uğraştı, Mehmet Demir yazıştı İçişleri ile, Sağlık Bakanlığı yanlış bilmiyorsam, sonradan sırf o saatte öldü gösterilsin diye, rakamlarda 200-300 binlik fark ile araya sokmaya çalıştılar, Allah’tan dürüst insanlardı kayıt sistemindeki tahrifatı bize kayıt olarak gösterdi, mahkemenin son günlerinde biz bunu verdik, ne oldu sonuç, sarı çizmeli, hiçbir şey olmadı.”

Mermi Kovanları Manipüle Edilerek Kumpas Timine Ait Kanıtlar Karartıldı

Hiç ayak basmadığımız yerlerde çatışma emareleri var, hiç ayak basmamışız. …Hakim de biliyor, Savcı da biliyor bizim oraya hiç ayak basmadığımızı…indiğim nokta belli, kamera görüntüsü belli, yürüdüğüm istikamet belli, benim hiç ayak basmadığım yerde kan lekesi var, çatışma izi var, mermi kovanları bulunmuş, ya ben söylemiyorum klasör söylüyor bunları, şimdi bu şüphe uyandırmıyor mu insanda?Uyandırıyor, ya araştırıldı mı? Yok, şimdi bütün kovanlar toplanmış, malzemeler hepsi 3 çuvalın içine atılmış böyle mi araştırma olur ya…Toplanan boş kovanla, değerlendirilen boş kovan mermi parçacığı ile hiçbirisi birbirine uymuyor, uymuyor, rakamları alt alta koyun biri 5 fazla biri 5 eksik, ikisi aynı rakam çıkması gereken şeyler, yani salla pati yapılmış, ne olsa bunlara desen ki Kennedy’yi bunlar öldürdü, herkes inanır.”

Sanıkların Suçsuzluğunu Ortaya Çıkartacak Kamera Kayıtları Yok Edildi

Kamera görüntüleri şimdi bakın, bir adi hırsızlık olayında bile ilk yapılan şey gidip bölgede kamera kayıtlarını toplamaktır. Doğru mu? Bugün şu an dünyada, Türkiye de bilişim çağında hemen hemen her şey de iş yerinde her otelde kamera var, bu dosyayı incelerseniz 19. Klasör, ben zorluk çekmeyin diye onları da söyleyeyim, şunları göreceksiniz kayıt süreleri 10 gün sonra sıfırlanıyor otellerin ve bilerek 11. Gün gidilmiş ve hepsi sıfır hiç kayıt görüntü yok otel ile ilgili, oteller bölgesinde olay yaşanmış, yağma iddiası da orda yaşanmış, oteller bölgesi ile ilgili bir kare fotoğraf, bir saniye kamera görüntüsü bile yok, sebeplerini söylüyorum 11. gün gidilmiş, bence 11. gün gidilmemiş, 10 gün kayıt yapıldığı dikkate alınmış, 11. gün gidilip istenmiş.

Sonra da diyorlar ki SİBER Suçlar Daire Başkanlığından silinmiş diyor, gene aynı raporda Cumhurbaşkanı korumalarının gene onu da Gökhan söyledi, gidip bilinçli olarak helikopterle Cumhurbaşkanının oradan tahliye edildiğini iddia edilen bölgenin kameralarını gören bölgesini gören kameraların fişlerini kapattığını söylüyor otel sahibi, korumanın görevimi bu ya gidip herhangi bir işletmenin kamerasını çekme görevi var mı? Korumaların ben de devlet memuruydum, sen adamın özel işletmesine nasıl girebilirsin? Ne hakla yapıyorsun bunu? Neyi örtmeye çalışıyorsun?

Kumpas Timinin Kimliklerinin Ortaya Çıkartılması Engellendi

Dedik ki kardeşim burada 3 tane helikopter var, bunların radar kaydı değişmez, somuttur, dedik ki bize 00:35 ile 00:36 arasında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı Dalaman’ da 3 tane helikopter tespit etmişTanıkların ifadesinde ne diyordu? 3 tane helikopter kimisi 2 kimisi 3 diyor, geldi 00:15- 02:00 arası havadan ateş açtılar, asker indirdiler, kamera kaydı ne diyor? 02:18 helikopter ile insanlar geldi çatışma çıktı diyor…Devlet Hava Meydan İşletmeleri Hava Harekat Merkezi de aynı şeyi söylüyor, o da diyor ki burada 3 tane helikopter izi var diyor.

Ben bunu söylediğim zaman iddia makamı evet biz de tespit ettik bunu dedi. Ne yaptın? Ne yaptın? Her şey uyuşuyor. Tanık ifadeleri, kamera görüntüleri, raporlar, tutanaklar. Bulamadık, öyle dedi ya, bakın açın aynen böyle diyor, bulamamış, bana sorsaydın ben söylerdim dedim ben de. Şimdi hava aracının bulunamaması diye bir şey söz konusu olamaz. Hava araçlarının menzili vardır, hava aracı Dalaman da mı görüldü? hava aracı bir depo yakıt ile ne kadar gider 200 km, çizersin bir daire 200 km, çizersin bir daire 200 km alanındaki pistleri bulursun, 100 tane pist çıkmaz, o pistlerin kamera görüntüsünü alırsın, oraya indi mi inmedi mi? Bulman 10 dk ama bulmak istersennerede kamera görüntüleri? Yok, istedin mi? Yok.”

Kumpas Timine Ait Helikopterlerin Talep Edilen Radar Kayıtlarında Bilirkişi Sahtecilik Yaptı Ve 112 Kayıtları Değiştirildi

Bakın daha ilginci dedik ki kardeşim bu radar kayıtları silinmez…Nato’da yedekli, bulunacak bunlar eninde sonunda, çıkacak getirin bunları delil olarak istiyorum, böyle bir hakkım var mı hukuken, var, ne geldi bize biliyor musunuz? Powerpoint sunusu

Bir de bilirkişi diyor ki bu budur diye, bu bilirkişi de yargılanacak , bilirkişi kanunu da belli , yani o da etik kurallara da aykırı hareket ediyor, sen bunu nasıl imza atarsın, parayı almayı biliyorsun ama, bunun karşılığında devlet sana para verdi

Şimdi bugün ceride silahlı kuvvetlerde elle mi yazılıyor? O gün 112 kayıtlarını değiştirdiler, cerideyi elle yazmışlar ya, hadi jandarma söylesin bakayım, jandarmada, Silahlı Kuvvetlerde, Kara Kuvvetlerinde, ben ordudayken bile elle ceride yazılmazdı, ama niye? Yazmak zorundalar, çünkü bir şeyi örtecekler, çünkü öyle verirlerse 112 kayıtlarını, çatışma çıktığı anda 100 kişi aramıştır, 1000 kişi aramıştır, nasıl silecekler bunu?

sonra bir de ne öğrenelim daha vahimi bu Dalaman kayıtları değilmiş, İzmir Askeri radarına ait kayıtlarmış, ya şaka mı?…Ben senden İzmir Askeri radarlarını mı istedim ya? Konuyla ne alakası var onun? Neyi saklıyorsun sen? Neyi örtmeye çalışıyorsun?”

Gerçekleri Ortaya Çıkartan TBMM Araştırma Komisyonu Raporu Sümen Altı Edildi

Dedik ki bak olay yeri keşfi yapalım, yok niye yok? Benim böyle bir hakkım var mı? Var, resen hakim isteyebilir mi?…Sonra Allah’tan Türkiye Büyük Millet Meclisi bir komisyon kurdu, geldi burada bizim yapamadıklarımızı, isteyip yapamadıklarımızı onlar yaptılar…Bakın aynen şöyle söylüyor, iki tane bölüm okuyacağım, 2. Bölüm 325. Sayfa onu isterseniz alın, Cumhurbaşkanı saat 01:43 de Dalaman’dan İstanbul’a hareket ettiği, Dalaman’dan yalnız şeyden de değil Marmaris’ten de değil ve Cumhurbaşkanı’nın İstanbul’a hareketi akabinde otelin silahlı gruplar tarafından basıldığı, 01:43 biz neredeyiz? Biz orda yokuz ve bu baskın neticesinde 2 polisin şehit olduğu, 25 polis ile 1 özel güvenlik görevlisinin ise yaralandığıbelirtilmiş, raporun 326. Sayfasında saat 03:20 de biziz, 34 kişilik SAT -SAS timinin indirme yaptığı, başka bir şey söylememiş, çatışma falan yok, ölü mölü yok, ben söylemiyorum, bu raporu kabul edebiliyorlar mı? Nerede bu rapor sümen altında?”

3. ASKERLERİ MARMARİS’E GÖNDERENLER DE KUMPASIN İÇİNDE

Şükrü Binbaşı’nın olayla ilgili verdiği bir ayrıntı da, Marmaris’e gönderilen askerleri görevlendirenlerin de kumpasın içinde olduğunu ortaya koyuyor. Marmaris’e gönderilecek askerler henüz görevlerini ve nereye intikal edeceklerini dahi bilmezken, olayın içindeki Polis Özel Harekât amirleri bu askerlerin Erdoğan’ın son durumuna göre ona ulaşabileceği bir yere değil, tam olarak Erdoğan’ın ayrılacağı Marmaris’e gönderileceğini biliyor.

Şükrü Binbaşı’nın bu tespitinin yer aldığı cümleleri şu şekilde:

Biz saat 23:30 da Çiğli’de ki polis özel harekat bakın bu da kamuoyunun çoğu bilmez bunu, daha ben nereye gideceğimi bile bilmiyorum, bana ne görev tevdi edileceğini bile bilmiyorum, Çiğli deki polis özel harekat bu şeyde var dava dosyasında kendi ifadesi var, ismini de hatırlayamıyorum. Bilmiyorum ama he Faruk, Faruk İnce ifadesinde diyor ki, bana 23:30 da beni çağırdı diyorşey Polis Özel Harekat amiri bana dedi ki Marmaris’te Cumhurbaşkanına bir suikast yapılacak, operasyon, oraya git, kimseye haber verme ekibini al oraya git tedbir al. Saat 23:30 ya ben İzmir’e bile gelmemişim.

Bir insan bakın memurlukta ben de amirlik yaptım. Binlercesini emir komuta ettim ben. Ben bir insanı çağırıp emir veriyorsam bilin ki ben bunu daha önce öğrenmişimdir. Onu o anda söylüyorumdur, demek ki bu 23:30’dan önce de biliniyordu. Sen nereden biliyorsun? Sorduk mu bunu? Çağırdık geldi mi? Yani bu işin neresinden tutsak elinizde kalır derken boş konuşmuyorum. Sadece delillerde konuşuyorum zaten. Yani bu olay tam manası ile bir kumpastırBirilerinin kendi çıkarlarını koruma uğruna kul hakkını ayaklar altına alıp tamamen bir cinayet yani manevi cinayet işlemeleridir yani.”

4. AHLÂK VE ETİKTEN YOKSUN SAVCI VE HAKİMLERİN SANIKLAR ÜZERİNDEN KAZANÇ ELDE ETME ÇABALARI

Şükrü Binbaşı’nın ifadelerindeki çarpıcı bir detay, kumpas sürecini yürütenlerin etik ve ahlâktan ne denli yoksun olduklarını apaçık şekilde ortaya koyuyor. İfadede dava sürecinde sanıklardan maddi kazanç ve menfaat elde etmek ve ettirmek için gösterilen çabalar ortaya konuluyor. İlgili kısımlar şu şekilde:

İddianamede silah, telsiz, kimlik diyor, paradan bahsedilmiyor, para nereden çıktı? Var mı? İddianamede okumuşsunuzdur. Silah, telsiz, kimlik yazıyor. Şimdi parası çalındığını iddia eden şahıs kendisi ispatlamak zorunda.Var mı böyle bir şey, cüzdan birinin üzerinden mi çıkmış? Parmak izi mi çıkmış? Kamera kaydı mı var? Somut ne var veri olarak, sunması lazım iddianamede bunu bana, zaten iddianamede para kelimesi geçmiyor bile.

Elinde bomba patladı, bacağı koptu adamın, polisle konuşuyoruz nasıl oldu diye? Ya komutan kaza olmuş ama mağdur olmasınlar, bu adam muhtemelen mağdur olmasınlar mantığı ile bize yamandı. …Şimdi benim bir arkadaşımı birisi vursa soruyorum ya, bu adamın vurduğuna dair, bunun ölümüne şehit olmasına müsebbibi olduğu iddia edilen insanlar bana gelse, 18 gün sorgulasam onları bunla ilgili bir tek soru sormaz mıyım ya, 18 gün sorgulandım bana bu şehit ile ilgili bir tane soru sormadılar, ya bu normal birşey mi, normal mi ya?.. Arkadaşlara sordum, onlara da sormamışlar, niye sormuyor biliyor musunuz? Memur akıllı, diyor ki ben diyor bunlara bunu yamamaya çalışıyorum ama iki gün sonra bu yamanamayacak pozisyona gelecek, ben bu topun altına girmem diyor, akıllıca hareket ediyor, kendini kurtarıyor.”

Sanıklar üzerinden menfaat elde etmek için kumpasta işbirliği yapan yalnızca savcı ve tanıdıkları değil. Hakimler de makam elde etmek için sanıkların suçsuz olduğuna dair kanıtları karartarak kumpasa ortak oluyorlar.

“…Ya bu söylendiği zaman ne der Hakim, Allah Allah bir bakalım şuna der ya, dedi mi? Hayır, ne yaptı? Her zaman yaptığı şeyi yaptı, sustu, ha duvara konuştum, ha ona konuştum, sonra ne yaptı, Yargıtay’a gitti. Tebrik ederiz.”

Tamam bilmiyorsanız öğrendiniz şu an diyorum, bir şey yapın, bakıyor, bu diyorum Dalaman kaydı değil, İzmir askeri kayıt, gene bakıyor, sadece bakıyor, niye bakıyor çünkü talimat almış, zaten daha sonra da Yargıtay’a gitti, muhtemelen başarısı ile ödüllendirilmiştir.”

5. PEKİ BU KUMPAS NEDEN?

Şimdi akla şu soru geliyor? Peki neden? Nedir yani amaç ne? Ben size söyleyeyim, Türkiye darbeden 4 gün önce Belçika şartı anlaşması imzalamış, belki hiçbiriniz adını belki ilk kez duyuyorsunuz. Ne diyor biliyor musunuz? Bu Belçika şartı, diyor ki…eğer diyor herhangi bir devlet başkanının kendisine veya ailesine suikast teşebbüsünde bulunur veya teşebbüs ederse, bu şahsı iade etmek zorundayım diyor, taahhüt ediyor devlet, Türkiye 1960lı yıllarda yanılmıyorsam bu anlaşma açılmış, darbeden sadece 4 gün önce imzalamış apar topar, sebep ne biliyor musunuz? Kendi adamlarını kurtarıp bizleri meze yapıp, olayı “FETÖ”ye ve suikaste bağlayıp Fettullah Gülen’i Amerika’dan almak için devlet 47 tane kendi vatandaşına resmen kıydı. Türkçesi bu.

Peki ben de sorarım size ben “FETÖ”den ceza aldım mı? Biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Ben “FETÖ”den ceza almadım ki, hiç kimse ceza almadı, bak yargıya bakın, müddetnameye bakın, ben “FETÖ”den ceza falan almadım, bana “FETÖ”den ceza vermek için çok uğraştılar, sebebi işte bu Belçika şartına dayandırabilmek için, ama beceremediler…Çünkü bizim telefonlarımız, bilgisayarlarımız, arkadaşlarımız, banka kayıtlarımız, tüm iş yerlerindeki ilişkilerimiz, her şeyin inciğine cinciğine girdiler, benim telefonumu herkesten önce incelediler ya, binlerce insan var darbeden yargılanan benimkini hemen apar topar incelediler, sonuç sıfır, somut bir şey sıfır, hiçbir şey yok. sonra baktılar ki birşey bulamadılar somut şeyde gerekçeli kararda basın yayın yanından geçiyor FETÖ”cüler diye; NE VAR ORTADA BİRŞEY VAR MI? CEZA VERDİN Mİ? YOK. Hüküm kurulmasına yer olmadığına diyor, sen bana ceza vermemişsin, müddetnamede böyle bir cezam yok, sen bana nasıl FETÖ’cü dersin derim ben de bunu söylemek zorundayız, biz FETO’dan ceza almadık, O YÜZDEN SİZİN DE O DÜZ İFADENİZE BEN KATILMIYORUM.

SONUÇ

Şükrü Binbaşı’nınMuğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifade, kendisine, silah arkadaşlarına ve onlar üzerinden millete kurulan kumpası oldukça çarpıcı bir şekilde ortaya çıkartıyor. Bu ifadelerde kanıtlarıyla ortaya konulan hususlar kısaca;

* 15 Temmuz’da Marmaris’e gönderilen askerlere kumpas kurulduğu,

* Bu kumpasın gerçekleştirilmesi için bölgeye bir kumpas timi gönderilerek cinayetler işlettirildiği,

* Kumpas timinin giyim ve hareket tarzlarıyla üzerine suç atılacak askeri personeli simüle etmeye yönelik planlamaların çok önceden yapıldığı,

* Bu cinayetlerin ve ilgili suçların yargılanan askerler üzerine atılması için Cumhurbaşkanlığı, hakim, savcı, polis ve diğer yetkililer tarafından organize şekilde bütün delillerin manipüle edildiği,

* Bahse konu kumpas timinin kimliklerinin ortaya çıkartılmasının yine bu organizasyon tarafından engellendiği,

* Suçlanan askerleri Marmaris’e gönderenlerin de kumpasın içinde olduğu,

şeklinde özetlenebilir.

İfadede ortaya çıkan en çarpıcı hususlardan birisi, 15 Temmuz ve Marmaris olayının arka planına dair verilen bilgiler. Buna göre kumpas timinin kullandığı helikopter sayısının bölgeye sevk edilen askerlerinkiyle aynı olması oldukça dikkat çekici.

Gerçek bir girişimde askerlerin bütün planlarının Erdoğan’ın son durumuna göre değişmesi gerekirken, kumpası planlayanlar “bu askerlerin 3 helikopterle Marmaris’e intikal edeceklerinden” tamamen eminler.

Bununla birlikte o gün polisleri sevk eden Polis Özel Harekât amirleri de aynı şekilde “Erdoğan nereye giderse gitsin bu askerlerin Marmaris’e intikal edeceklerinden” tamamen eminler.

Dolayısıyla bu iki durum, kumpas timlerini ve Polis Özel Harekât personelini bölgeye sevk eden el ile yargılanan askerleri bölgeye sevk eden elin aynı olduğunu ortaya koyuyor.

İfadede geçen diğer bilgilerde ise; eylem safhasında gerçekleşen bir takım aksaklıklara bağlı olarak kumpasın tam anlamıyla başarıya ulaştırılamadığı görülüyor. Muhtemelen Marmaris’e gönderilen askerlerin şehit edilmesi üzerine kurgulanmış olan kumpas planının, askerlerin olaydan sağ kurtulması sonucu başarısızlığa uğradığı anlaşılıyor. Çünkü, bunun sonucunda suikast iddiasıyla suçlanmak üzere önceden belirlenen SAT personeli iftiraya uğratılamamış ve üstelik olayın arka planına dair gerçekler de ortaya çıkmış durumda.

Son olarak yazıyı Şükrü Binbaşı’nın 15 Temmuz tiyatrosunun son perdesine ışık tutan şu enfes ifadeleriyle bitirelim.

Bugünler için konuşmuyorum ben, umurumda değil, isterse milyon tane ağırlaştırılmış müebbet verin, ben Allah’tan başka kimseden korkmam, hiç de umurumda değil dönüp de bakmam, bunlar sadece ve sadece kayda girsin diye söylüyorum ve çok vakit kalmadığını da biliyorumyani bu günler dönecek.

Türkiye’de her dönemde böyle olmuştur ve güce tamah eden insanların,dayandıkları güç yıkıldığında o gücün altında beraber yıkılacaklarına da herkes şahit olacak.”

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: