Derin Devletin Gözetiminde, AKP Kendi Eliyle Tasfiye Sürecini İnşa Ediyor: Af ve İnfaz Yasasının Yargısız İnfaz Aracına Dönüşmesi ve Toplum Barışının Dinamitlenmesi

MEHMET YILMAZ

AKP, kendi sonunu getirmesi artık kaçınılmaz olan bir MÜDAHALENİN şartlarını hazırlıyor. Bu süreci tersine çevirmek çok zor olsa da son şans “Ceza, İnfaz İndirimi Yasasıdır”. Bu yasanın hak, adalet ve hukuk ilkelerine uygun çıkarılması toplumsal barış ve huzurun tesis edilmesine büyük katkı sağlayabilir ve AKP’nin halktan kopuş sürecini yavaşlatabilir. Ancak bu süreci yasalardan, milli ve manevi değerlerden, halktan ve gerçeklerden kopmuş olan idarecilerle doğru biçimde yürütmek bir hayli zor görülüyor.

Geçmişteki darbelerden birinin üst yönetiminde görev alan birisi anlatıyor: Hükümete, uzunca bir yapılacaklar listesi verdik. En kısa zamanda bu maddeler hayata geçirilmezse, müdahale geliyor dedik. Aradan bir süre geçti ve biz darbe yapmaya karar verdiğimizde, hükümet listenin başlarındaydı ve bize gelip sevinerek bir maddeyi daha hayata geçirdiklerinden bahsediyordu. Sonuç mu? “Derin Devlet”, “Halkın Devletini” mat eder. Türkiye’de, 15 Temmuz dahil, başarılı olmayan bir darbe yoktur.

Bizim darbecilerimiz de siyasilerimiz de yaşanan bu kadar tecrübeye rağmen hiç değişmediler. Derin Devletin çekirdeğini oluşturan birinci grup son derece profesyonel, acımasız ve etik değer kaygısı taşımazken; içten çökertilmiş olan ve ikinci grubu oluşturan siyasiler ise amatör, ürkek, çaresiz ve gerçeklerden kopuk bir tavır sergiliyorlar.

Derin Devlet ne ister?

Günümüzde Ergenekon olarak da adlandırılan, ama çok daha kapsamlı bir yapılanma olduğu anlaşılan Derin Devleti fiziki olarak görmek, ideolojisini ve faaliyetlerini öğrenmek mümkün değildir. Ancak faaliyetlerinden ve kullandığı insanlardan, yakın gelecekteki planlamalarını anlamak mümkün olabilir. Bunlar kritik kadrolara yerleştirdikleri elamanları vasıtasıyla, “Devlet Aygıtını” kendi amaçları için kullanan; bunun yanında sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla legal ve ayrıca illegal örgüt yapılanmaları oluşturarak bu amaçları gerçekleştiren; hükümetleri çökertebilecek güçteki bir illegal örgütlenmedir. 

Türkiye’de derin devlet kökleşmiş bir yapıdır. Toplumun her kesiminin nabzını çok iyi tutan “Derin Devlet Ajanlarınca” derlenen verilere göre sürekli revize edilen, çok iyi ve çok detaylı olarak hazırlanan planlarla ülkeyi kontrol eder. Gerek gördüğünde hükümetleri ve yöneticileri yasal/illegal yöntem ve araçlarla değiştirir. Ve bunu tabiatın kanunları ile çatışmadan, hayatın doğal akışına uygun olarak, şartların oluşmasını ve olgunlaşmasını sağlayarak yapar. Derin Devletin planlamaları bir yerde durmaz, süreklilik arz eder. 

Derin Devletin En Zor Projesi: Toplumsal Örgütlenmeleri ve AKP’yi Tasfiye Süreci

Derin Devlet, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için örgütlenmeye büyük önem verirken, toplumu yönetebilmek için toplumun her türlü örgütlenmesine karşıdır ve engellemeye çalışır. Engel olamadıklarının içine ajanlarını sokarak içten yozlaştırır/çökertir/fetheder. Yapısı itibariyle Derin Devleti en çok uğraştıran milliyetçi, dini ve ideolojik örgütlenmelerdir.

Son 15 yıl içinde “Devlet ve Hükümet üzerindeki hakimiyeti sarsılan “Derin Devlet”, otoritesini yeniden tesis etmek için işe tarikat ve cemaatlerden başlamış ve bunu da Perinçek gibi Ulusalcılar eliyle açıklamıştır. Bu dini yapılanmaların tasfiyesi, aslında AKP’nin tasfiye sürecinin de bir parçası ve aynı zamanda en zor ve önemli kısmıdır. Bu hedef gerçekleştiğinde, gerçekte AKP’nin tasfiye süreci de neredeyse tamamlanmış olacaktır. Gelişmelere ve ilerlemelere bağlı olarak, Derin Devlet AKP’nin tasfiye sürecinin de fikri yapısını oluşturmakta, toplumu bu sürece hazırlamaktadır. Bu süreci tanımlamak için Ulusalcılar ve Derin Devletin eskiden kullandığı taşeron ve militanların söylemlerine bakmak faydalı olacaktır.

Sahneye Uyarlanan Romanın Son Bölümü: AKP’nin Tasfiye Süreci

AKP’nin çöküş dönemi çok önceden başlamasına rağmen, Tasfiye Süreci, AKP’nin kadim düşmanları ile ittifak yapmak zorunda kaldığı yolsuzluk operasyonları ile birlikte başlamıştır. Yasal olmayan faaliyetlerin mecbur bıraktığı, bu zoraki nikah ile kendini Derin Devletin korumasına emanet eden AKP, en zayıf ve kırılgan dönemine girmiştir. Bu kırılganlıklar beka kaygısı nedeniyle AKP’yi agresifleştirmiş; hukuktan, yasalardan ve demokrasiden koparmış ve muhaliflerine karşı yasal olmayan baskı ve uygulamalara yönlendirmiştir. 

Bundan sonra Derin Devletin sözcülüğünü yapanlar, suret-i haktan gözükerek ve tepki çekmeyecek şekilde; 6 yıl öncesinden itibaren, cemaatleri AKP’den koparma ve ideolojik çöküş senaryoları ile söze başlamış, 3 yıl öncesinden itibaren kriz ve tükeniş, 2 yıl öncesinden itibaren de bölünme ve yıkılış senaryolarını dile getirmiş, bu günlerde ise AKP’nin artık bittiğini ilan eden açıklamalar yapmaktadırlar.

Derin devletin, tüm faaliyetlerini, çok ince, detaylı ve sürekli güncellenen planlara dayandırdığı dikkate alındığında; bu söylemlere, “Derin Devletin planlarının uygulama açısından geldiği son durum” olarak bakmak yanlış olmayacaktır. Bu açıdan ele alındığında, çok yakın geleceğin, sürprizlere, büyük değişim ve dönüşümlere gebe olduğunu söylemek mümkündür. Bu değişim ve dönüşümleri ilan ederek, halkın direncini kırmaya yönelik, Ulusalcılar cenahından yapılan açıklamalar, şimdilik AKP cenahı tarafından bastırılmakta ve kısmen yıkılma sürecinin süresi uzatılmaktadır. İlker Başbuğ’un, Metin Feyzioğlu’nun, MHP yöneticilerinin ve başkalarının bu gayeye yönelik çıkışları, bu açıklamalar cinsinden kabul edilebilir. Ancak onlar, kendileri açısından sancısız sonuçlanması için, sürecin tamamlanmasını uzun olmayan bir zamana bırakmış görülüyorlar.

Derin Devlete Altın Tepside Sunulan Lütuf: Corona-19 Virüsü

Corona-19 Virüsü, Derin Devlet için 15 Temmuz’a göre çok daha büyük bir lütuftur. Çok uzun zamandır sürdürülen Muhafazakarların tesirsiz hale getirilmesi projesi kapsamında, AKP ve AKP’lilerin şahsında tüm Türkiye’nin yeniden ve eskisinden daha kuvvetli olarak vesayet altına alınmasında süreci kısaltan ve şartları olgunlaştıran bir faktör olarak ortaya çıkmıştır.

AKP, Corona-19 kaynaklı salgın hastalık sürecini çok kötü yönetmektedir. Bu salgını, toplum ile arasındaki anlaşmazlıkları çözmek, toplumsal barışı sağlamak için fırsat olarak kullanabilecek iken; tüm muhaliflerini, acımasız ve ölçüsüz olarak zulmettiği milyonlarca insanı, kendi karşısında ve AKP düşmanlığı etrafında birleştirecek şekilde, hasımlarına yıkılışını hızlandıran bir fırsat olarak sunmaktadır. 

Bugün yasalaşması muhtemel olan Af ve İnfaz Yasası da bu şekilde tanımlanabilecek tarihi bir fırsattır. Bu olay, kin ve nefretin insanın gözünü kör etmesine, basireti bağlamasına; öfkenin zararla sonuçlanmasına, gayri meşru ihtirasların bir toplumu ve ülkeyi çökertmesine ibretlik birer örnek olma potansiyelini korumaktadır. Ümit ederim ki, binlerce insanın, Virüs vasıtasıyla yargısız infaz edilmesiyle ve milyonlarca insanın sevdiklerinin katledilmesiyle sonuçlanabilecek bu büyük cinayetten geri adım atılır. Böylece birbirini takip edecek felaketlerin de önü alınmış, en azından geciktirilmiş olabilir.

Bugüne kadar ki icraatlarına bakıldığında AKP, kendi yıkılışına neden olabilecek büyük hadisenin şartlarının olgunlaşmasını büyük bir hızla ve şevkle kendi elleriyle özenle inşa etmektedir. Başkaları da ellerini ovuşturarak ve büyük bir iştahla, inşa edilen bu sürecin sonunu beklemektedir…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: