Annelerin Feryadı: Hava Harbiyeli Dosyası -1-

DİLAVER DERVİŞ

Giriş

Bu yazı dizisinde Hava Harbiyeli dosyasının kapağını kaldırıyorum. Hava Harbiye dosyasını iki bölümde incelemek mümkün. İlki Hava Harp Okulunda görev yapan rütbeli personele yönelen iddialar, ikincisi ise terör tehdidi veya tatbikat gerekçesiyle sevk edilen ve olayların ortasında kalan Hava Harp Okulu öğrencilerine yönelen iddialar. Bu çalışmada, askeri öğrencilerin yaşadığı zulmün sembolü haline gelen ve arkadaşlarını vahşi şebbihalara şehit veren “Hava Harbiyeli Öğrenciler” konu edilecektir.

Peki, kurulan tuzakta özel olarak Hava Harbiyeliler, genel olarak askeri öğrenciler neden hedef seçildi? Çünkü kuracakları yeni rejimin planlarını yapanlar askeri okulları sıfırlamayı ve kendi rejim askerlerini yetiştirmeyi amaçlıyordu. Sıfırlamayı iyi bilenler ve derin ortakları, kendi siyasetine veya derin emellerine payanda olacak asker yetiştirme hedefinde belki önemli bir adım attılar. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde disiplin ve nitelikli eğitim, yerini uygun adım yürümeyi bile beceremeyen ve tarikat kavgalarına sahne olan ucube bir sisteme bıraktı. Düşman işgalindeymişiz gibi ordu tarumar edildi ve mevcut durum adeta Mondros ve Sevr’i hatırlattı.

Bu yazı dizisinde savcılık makamı, mahkeme veya yandaş medya tarafından gerçekler saptırılarak gündeme getirilen iddialara ve gerçeğin ne olduğuna yer verilecek. Çalışma yürütülürken, Sultanbeyli ve Orhanlı davaları olarak bilinen davaların iddianamesi, mahkeme tutanakları ve gerekçeli kararlarından faydalanıldı. Gerçeklerin ortaya çıkmasına bir nebze katkısı olabileceği niyetiyle hazırladığım bu çalışmayı bugünün tutsakları, yakın bir geleceğin kahramanlarına ithaf ediyorum.

Hava Harbiyeli Öğrenciler 15 Temmuz Öncesi Darbe Hazırlığı Yaptı mı?

15 Temmuz davalarına bakan birçok mahkemede ki anlayışa paralel bir biçimde, muhtemel bir terör tehdidi karşısında alınması gereken önlemler, darbe hazırlığı şeklinde gösterilmeye çalışılmıştır. Bir askeri birlikte silah veya mühimmat alma, acil toplanma gibi faaliyetler hayatın olağan akışına uygun faaliyetlerdir. Bu noktada, savcılık veya mahkemenin bu faaliyetlere hangi niyetle başlandığını araştırması ve faaliyetlerin bir darbe girişimi niyetiyle yapıldığını her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispatlaması gerekmektedir. Yani manevi unsur şeklinde ifade edilen “kast”ın varlığı aranırken, icra edilen faaliyetlerin niteliği ve verilen/uyulan emirlerin kanuni olup olmadığı önemli ölçütlerdir. Ayrıca bu dosya özelinde öğrencilerin tecrübesizliği ve hata yapma ihtimalleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Savcılık veya mahkemenin yapmadığı (!) araştırmayı yapmaya çalışalım ve darbe kastının olup olmadığına bakalım.

Öncelikle Hava Harbiyelilerin gerçek bir darbe girişiminde kullanılması düşünülüyorsa darbe öncesinde hangi hazırlıkların yapılması gerekirdi? Bu sorunun cevabıyla başlayalım. Kabul edelim ki darbe faaliyeti, kanunsuz niteliğine rağmen bir askeri harekâttır ve öncesinde belli hazırlıkların yapılması gerekmektedir. Peki, ne tür hazırlıklar yapılsaydı bunu darbe hazırlığı olarak değerlendirebilirdik? Örneğin; 

  • Faaliyetten günler önce belli seviyede bilgilendirme yani nerede, neyin, niçin yapılacağı konusunun işlenmesi gerekirdi. 
  • Silah ve mühimmatı da içerecek şekilde hazırlık ve eğitim faaliyeti yapılması gerekirdi.
  • Öğrencilerin psikolojik olarak hazırlanması ve emirlere uyma veya yaşamaları muhtemel tereddüt konusunun değerlendirilmesi gerekirdi.
  • Rutin faaliyetlerin iptal edilerek darbe günü öncesinde, müdahale etmeleri beklenebilecek toplumsal olaylara müdahale eğitimi ve provası yapılması gerekirdi.
  • Öğrenciler gruplara/timlere ayırılarak spesifik görev tahsisleri yapılması ve görevin başarılması için hedefler belirtilmiş olması gerekirdi.

Albay Talat Aydemir darbe girişimlerine bakıldığında, öncesinde Harbiyelilerin psikolojik olarak nasıl hazırlandığı ve harekâta katılan Harbiyelilerin ne kadar bilinçli hareket ettiklerini görmek mümkündür.

Savcılık iddiası veya mahkeme kararına bakılırsa, terör tehdidi ihbarı çerçevesinde güvenli bölgeye sevk edilmeye çalışılan öğrencilerin otobüsteki bazı uygulamaları darbe hazırlığı kabul edilmiştir. Kep çıkarma, silahlara mühimmat basma, ışıkları kapatma veya silahların namlularını aşağıya çevirme gibi faaliyetler bu uygulamalara örnektir. Bunlar otobüslere yapılacak muhtemel saldırıya karşı tedbir önlemleridir. Ayrıca detaylarını sonra açıklayacağım şekilde, otobüs seyir halindeyken kimliği meçhul kişilerce böyle bir saldırının yapılmış olması tedbirlerin yerindeliğini göstermektedir. Böylesine ciddiyetten uzak bir yargılama, tanık olarak ifade veren bir öğrencinin “hangi hazırlıkları yaptınız?” sorusuna “içtimadan önce diş fırçaladık, sigara içtik” şeklinde ironiyle cevap vermesini hak etmektedir.

Hava Harbiyeli Öğrenciler Komutanlarından Darbe Emri Aldılar mı? Kanunsuz Bir Emre Uydular mı?

Bu sorulara cevap olabilecek nitelikteki ifadelerden ikisi aşağıda yer almaktadır.  Ayrıca ifade tutanaklarının tamamına yakınında, tüm öğrencilerin ittifakla aynı gerçeği ifade ettiğini görüyoruz. Çok sıkıntılı bir gözaltı ortamında ve birbiriyle koordine olma imkânı olmayan öğrencilerin ifadelerindeki tutarlılık, bu bilginin gerçek olduğunu teyit etmektedir. Öğrencilerin ifadesindeki bilgilere göre Yalova Kampında Harbiyeli öğrencilere verilen darbe girişimi kapsamında tek bir emir bile bulunmamaktadır. Verilen emir, turuncu alarm kapsamında bir terör tehdidinin olduğu ve Yalova’daki imkânların yetersiz olduğu gerekçeleriyle “ivedilikle Hava Harp Okulu Yeşilköy Kampüsüne intikal edileceği” yönündedir. Bu emri alan askeri öğrenciler açısından da her şey kanun kapsamındadır. Bunun dışında niyet okuyuculuğu yapmak, bağlantısız olaylardan, imalardan darbe kastı çıkarmak kötü niyet dışında hiçbir olguyla ifade edilemez. 

Otobüsler seyir halindeyken de durum aynıdır. Hiçbir komutan öğrencilere darbe kapsamında bir emir vermemiştir. Bunun tek istisnası Orhanlı mevkii civarında sözde sıkıyönetim emrine vurgu yapan bir emirdir. Emri veren vefat ettiğinden ve hangi şartlarda böyle bir emir verildiğini bilmek mümkün olmadığından, tutanaklardaki bu ifadenin hukuki değeri yoktur. 

Yapılan yargılama ”her türlü şüpheden uzak bir biçimde” öğrencilerin darbe hazırlığı yaptıklarını veya kanunsuz bir emre uyduklarını ortaya koyamamıştır. Buna rağmen herhangi bir “kast” unsurunun olduğunu söylemek hiçbir akıl ve vicdanla izah edilemez. Ayrıca, diyelim ki birileri gerçekten darbe niyetiyle hareket etmiş olsun. Bu durumda da, terör tehdidi veya güvenli bölgeye sevk bahanesiyle öğrencileri sahaya sürüp, hiçbir hazırlık yapılmadan onlarla bir darbe girişimine kalkışmak, askeri gerçeklikler açısından sonuç alınamayacak bir çabadır. Bunu planlamış olmanın saflık veya kötü niyet dışında bir şeyle izahı mümkün değildir. Verilen bilgiler çerçevesinde, özellikle tecrübesizliğinden faydalanmayı da planlayarak öğrencilerin hain bir tuzağa düşürülmüş olması akla en yakın seçenektir.

“Yazı serisine düzenli aralıklarla devam edilerek bütün süreç değerlendirilecektir. “

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: