Bugün Yaşananların Işığında Rus Savaş Uçağının Düşürülmesini Yeniden Okumak

AKİF MURAT YILDIZ

İdlib’den şehit haberlerinin geldiği, İdlib’de bulunan 12 gözlem noktasından 7’sinin Suriye güçleri tarafından sarıldığı, gözlem noktasında görev yapan askerlerin “binanın dışına çıkanları vuruyorlar” dedikleri bir durumda; gözlem noktaları nedeniyle yaşanacak bir problemin ve son dönemde düşürülen Suriye helikopterlerinin hatırlattığı Rus uçağının düşürülmesi vakasına dönmek istiyorum.

Türkiye’nin 24 Kasım 2015 tarihinde Rus askeri jetini Suriye’de düşürmesinin nedenleri ve sonuçları hala incelemeye değer bir konudur. Rus uçağı neden ve nasıl düşürüldü? Türkiye bu olaydan ne faydalar elde etti? Türk-Rus ilişkilerinde geldiğimiz noktayı göz önünde tutarak bu soruları sormak daha anlamlı bir durum oluşturmaktadır.

Rus uçağı neden düşürüldü? Bu sorunun irdelenmesinde öncelikle önemli bir tespit yapmamız gerekiyor. Uluslararası ilişkilerde yaşanan örneklerden hareketle, şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; misilleme veya çok haklı bir gerekçe olmadıkça başka bir ülkenin askeri uçağını düşürmek, düşüren ülkeyi değil, uçağı düşürülen ülkeye avantaj sağlar. Bu ülkeyi alacaklı duruma getirir.

2012 yılında hiçbir haklı gerekçesi olmadan görev uçuşunda, uçaktaki gösterge hatasından kaynaklanan masumane bir sınır ihlali yapan Türk jetini Suriye’nin düşürmesi, Türkiye’yi alacaklı duruma getirmiş, daha sonraki 2 yıl içerisinde fırsat kollayan Türkiye, Suriye’nin 1 helikopter ve 1 uçağını düşürerek misilleme yaptığında dünya kamuoyundan (Rusya dahil) hiçbir olumsuz reaksiyon gelmemiştir.

Bu konuda uluslararası Angajman kuralları bellidir. Bu kurallara göre barış zamanı yapılan sınır ihlallerinde ihlali yapan uçak önlenerek bölgeyi terk etmesi istenir, daha sonra ilgili ülkeye nota ile durum bildirilir ve tekrarlanmaması istenir. Nitekim NATO müttefiki komşumuz Yunanistan ile Ege Denizi’nde ve kuzey komşumuz Rusya ile Karadeniz’de bu tür ihlal ve ikazlar vakayı adiyetten bir şekilde sürekli tekrarlamaktadır. Hatta öyle ki; Ege’de Yunan ile Türk uçaklarınının “it dalaşı“ denilen karşılıklı manevraları, yani önlemekten daha ileri boyutta ki müdahaleleri medyaya gündelik vaka şeklinde yansımaktadır.

1997 yılında Yunan jeti Türk F-16’sını füze ile düşürdüğünde Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanı hemen İzmir’e gelmiş Türk Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşerek olayın tamamen yanlışlıkla olduğunu, hatadan kaynaklandığını belirtir özür dilemiş ve konu kapatılmıştır. Rusya’nın genel bir politika değişikliğine gittiği 2005 yılından başlayarak genelde Avrupa, özelde ise İngiltere ve Norveç olmak üzere hava sahasını, Rus uçakları defalarca ihlal etmişlerdir. Ancak buna rağmen, İngilizler NATO çerçevesinde hareket etmeye özen göstermişler,diplomatik kanalları kullanmışlardır.

Komşuların yaptığı ihlaller gibi Türk uçaklarının da istemeden, diğer ülkelerin sınırlarını ihlal ettiği çok durum yaşanmıştır. Bu olaylar da karşılıklı görüşmeler ile sonuca bağlanmıştır. Kısacası istenmeyen kazalara rağmen askeri uçakların sınır ihlalleri hemen ilk adımda uçak düşürme ile cezalandırılacak bir olay değildir.Türkiye bu durumu komşuları ile karşılıklı olarak sürekli yaşamaktadır, yani yabancısı olduğu bir konu değildir.

Gelelim bizim sorumuza; Rus uçağı neden düşürüldü? Cevap için nasıl düşürüldüğüne bakmak daha aydınlatıcı bir yol olacaktır. Ruslar Eylül 2015 tarihinde Suriye’ye önemli bir hava gücü ile gelerek Suriye iç savaşına doğrudan müdahaleye başlamıştır. Ruslar bu müdahale ile düşmekte olan rejimi kurtarmıştır.

Rus müdahalesi anında etkisini göstermiş ve rejim toparlanmaya başlamıştır. Bu toparlanmanın önündeki en büyük engellerden birisi ise o zaman için Türkiye idi. Zira Suriye rejimini kaybetme noktasına kadar getiren muhaliflerin en büyük desteği Türkiye olmuştur. Ayrıca o tarihlerde Türkiye ABD’nin başını çektiği koalisyon hava gücünde kuvvet bulundurmaktaydı ve bu sayede Suriye topraklarında istediği zaman hava bombardıman görevi yapabilme serbestisindeydi.

Rus uçaklarının Türkmen köylerine yapmış oldukları saldırılarda meydana gelen sivil kayıplar Türk kamuoyunu derinden etkilemiş ve Rus karşıtlığı oluşturmuştu. Kamuoyu baskısının arttığı Ekim 2015 ayında yapılan Başbakanlık Güvenlik Zirve toplantısında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından şifahi bir talimat verilmiştir.

Bu talimatın alınmasında zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal ve Muharip Kuvvet Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’in rolleri önemlidir. Bu iki komutan o dönemde Hava kuvvetlerinin 1 ve 2 numaralı muktedir generalleriydi.

Abidin Ünal Eylül 2015 ortasından itibaren Türkiye Suriye sınırındaki Rus uçaklarının ihlallerini hem Hava Kuvvetleri personeli nezdinde hem de Genelkurmay ve Hükümet nezdinde bilinçli olarak aşırı derecede ön plana çıkarıp sanki bunlar düşmanca hareketmiş gibi kamuoyu oluşturmaya başlamıştır. Hava Harp Okulu eğitim öğretim yılı açılış töreninde sarf ettiği “hava kuvvetleri aslında savaşıyor” cümlesi o dönemde günlerce kamuoyunu meşgul etmiş ve “savaş” kelimesinin bir Orgeneralin tarafından sarf edilmesi terörizmle mücadelede büyük bir talihsizlik olarak yorumlanmış (PKK ‘yı savaşılan taraf konumuna getirmiş) ve uluslararası kamuoyunun dahi dikkatini toplamıştır.

Hükümeti Rus uçağının düşürülmesi konusunda yönlendirmiş, o zaman için geçerli olan barış zamanı Angajman kurallarını gündeme almadan uçak düşürmenin Türkiye’nin hakkı olduğunu işlemiş, bu hususu siyasi sonuçlarını perdeleyici bir şekilde askeri zorunluluk olarak ön plana çıkarmıştır.

Rusların Suriye’ye gelmesinden hemen sonra Muharip Kuvvet Komutanlığı icracı birimlerinin kendisine teklif ettiği “Rus uçaklarına Karadeniz sınırımızda uyguladığımız Angajman kurallarını uygulayalım“ teklifini şiddetle reddetmiş, Türkiye’nin siyasi pozisyonunda barış zamanına göre değişiklik olmadığı halde kriz/savaş zamanı angajman kurallarını (uçak düşürme) uygulamak için olağanüstü çaba göstermiş ve bu konuda aşırı derecede insiyatif almıştır.

Başbakanlıkdaki Güvenlik Zirve toplantısında neler yaşandı? Üst düzey güvenlik zirve toplantısına yurtdışında bulunan Genelkurmay Başkanı yerine katılan, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal, bu şekilde, Genelkurmay Başkanlığınca reddedilen uçak düşürme yetkisinin Başbakanlık’tan istenmesi hedefine Genelkurmay Başkanlığını by-pass ederek ulaşmıştır. Şifahi olarak Genelkurmay Başkanlığına rağmen, alınan bu yetkinin yazılı Angajman yetkisini dönüştürülmesi için Genelkurmay Başkanlığı “bu yazılı alınsın alınmasın herhalükarda Şifahi de olsa bir emir olduğundan tarafımızdan uygulanacaktır” denilerek zorlanmıştır. Genelkurmay Başkanı’nın direktifini almak için Genelkurmay Harekat Başkanlığının hazırladığı yazısının ilk maddesi bu gelişmeleri özetlemektedir.

Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Ekim 2015 tarihli zirve toplantısında sınır ihlali yapan uçakların düşürülmesi şifahi talimatı üzerine Hava kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal imzalı yeni angajman talep yazısı alınmıştır.

Aynı süreç içerisinde Muharip Kuvvet Komutanlığı generalleri ve icracılardan yüksek rütbeli subaylarla (Albay) müteaddit kereler toplantı yapmış, Rus uçağı düşürme konusunu bir zorunluluk olarak telkin etmiş/zorlamış, kendisine yapılan geçerli Angajman kurallarını uygulayalım (barış zamanı) tekliflerine şiddetle karşı çıkmış,icracı personel nezdinde Rus uçağı düşürme fikrini zorunlu olarak normalleştirmiştir.
Aynı günlerde Rusların yaptıkları ihlalleri ana gündem yapıp, ajite ederek ve ihlalleri çok kısa sürelerde olmasına rağmen anormal göstererek, abartarak Genelkurmay ve siyasi otorite üzerinden Türk kamuoyu gerçek olmayan suni gündem ile yanıltmış, istediği algının oluşmasına çabalamıştır.

Ekim 2015 tarihinde katıldığı NATO toplantısında bütün NATO ülkelerinin Hava kuvvetleri Komutanları Türkiye’nin barış zamanı angajman kuralları ile aynı olan NATO angajman kuralları uygulanmadıkça NATO yardımının mümkün olmadığını açıkça belirtmişlerdir. Ancak Abidin Ünal bu uluslararası “desteksizlik” hususunu Genelkurmay ve Hükümet nezdinde gündeme getirmeyerek/geçiştirerek önemsizleştirmiş ve Türkiye’yi önemli bir siyasi meşruiyet alanının dışına itmiştir. NATO ile angajman kurallarının uyumu ancak Mayıs 2016’da sağlanabilmiştir. Ama bu arada bir Rus uçağı düşmüştür.

Abidin Ünal süreci zorlamaya devam ederek Hava Kuvvetleri karargahından hükümete yazı göndererek uçak düşürme yetkisinin kendisine verilmesini talep etmiş/zorlanmış, ancak bu normal olmayan istek karşısında tereddüt eden Başbakanlık ofisi cevabı geciktirmiştir. Bunun üzerine Abidin Ünal Başbakanlık ofisine general göndererek yetkiyi verme hususunda baskısını arttırmış, bu baskılara gerekçe olarak en hassas konu olan ihlalleri göstermiş,bu konuyu vatan savunması derecesinde yüksek bir görev, buna karşı çıkanları da vatan haini ilan etmeye kadar işi götürmüştü. Hükümet sonunda Başbakanda olan uçağı düşürme yetkisinı Genelkurmay Başkanına vermiştir.

Angajman Kuralları Yönergesinin sorumluluğu Başbakanlıkta, özelde de Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü’nde iken, bahsedilen Güvenlik zirvesinin neticesinde onların işlem yapması gerekirken, Abidin Ünal’ın “Start” düğmesine basarak süreci bir an önce başlatması hem Başbakanlık hem Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki ayrı ayrı ve kurumlararası karar alma süreçlerini devredışı bırakma ve alelacele uygulamaya geçilmesine neden olmuştur.

Abidin Ünal aşırı zorlamalar ve gündelik adli vakalar derecesinde olan Rus ihlallerini büyüterek Genelkurmay ve Hükümet üzerinde oluşturduğu baskınında etkisi ile Hükümetin Genelkurmaya verdiği uçak düşürme yetkisini Kasım 2015 itibari ile kendisine almıştır. Ancak Genelkurmay başkanı bu yetkiyi kendisinde tutması alt kademelerin devretmemesi şartıyla vermiştir.

Abidin Ünal bütün zorlamalarına rağmen kısıtlı aldığı bu yetki ile uçak düşüremeyeceğini anlayınca keyfi kaçmış, ancak buna da çözüm bulmuştur. Zira icracı birliklerin uçak düşürmek için kendisinden müsade isteyecek olması, zamanını uzatacağından kısa sürelerle (20 saniye-70 saniye) ihlal yapan Rus uçaklarını yakalama imkanını ortadan kaldırıyordu. Bunun için getirdiği çözüm ise hukuksuzluğun tepe yaptığı nokta olmuştur.

Abidin Ünal kendisine aldığı yetkiyi Muharip Komutanlığa yazı ile aynen Genelkurmay’dan geldiği şekliyle gönderdiği halde sözlü olarak “uçak düşürme yetkisi icracı olan BHHM/radar kontrolörü ve pilot seviyesindedir “şeklinde vermiştir. Buna ilave olarak “bana uçak düşüreceğiz isteği ile gelmeyin, uçak düşürdük diyerek gelin” demiştir.

Bu durum şu manaya gelmektedir. “Yapılacak olası bir ihlali değerlendirecek daha tecrübeli, daha akil seviyelerin hepsi devlet dışıdır. Uçak BHHM /Radarda görevli alt rütbedeki personel ve pilot kararı ile düşürülebilir“ Bu emir devlet aklını işin içerisine sokacak kademeleri bypass etmiş, komutan emrini yerine getirmek dışında değerlendirme alanı olmayan alt seviyedeki icracıları öne sürmüştür. Bu icracı personel o zamanlar Abidin Ünal önderliğinde oluşan mahalle baskısının etkisinde olduklarından, tek düşündükleri ihlal yapanı yakalamak ve hakkından gelmek şeklinde olmuştur. Zaten Abidin Übal’ın isteği de budur.

Muharip Komutanlığın üst seviyeli subay ve generalleri Abidin Ünal’ın sözlü emriyle böylesine önemli bir yetkiyi alt kademeye devretmesinin uygun olmadığını ayrıca bu emrin Genelkurmay kısıtına aykırı olduğu zamanın Muharip Kuvvet Komutanı Korgeneral Mehmet Şanver’i açıkça ikaz etmişler, ancak bu hukuki ve göreve yönelik yasal ikaz Mehmet Şanver tarafından çok aşırı bir tepki ile karşılanmıştır. Kendisi bu ikazı yapan personele “Hv.K.K’mız emir verdi, İhlal eden uçağını düşürün, bunun yazılı olması gerekmez aynı emri, ben de veriyorum bu emri uygulamayan olursa gereğini yaparım“ diye tehditler savurmuştur.

Böylesine aşırı istek ve hukuksuzluklarla tırmandırılan süreç en son 24 Kasım 2015 sabah 10:00 Civarında Türkiye Suriye sınırını 22 saniye ihlal eden bir Rus Su-24 tipi jet uçağının düşürülmesi ile hedefine ulaşmıştır. Ama hala uçağın nasıl düştüğüne tam cevap veremedik. Hiç bir general hatta albay seviyesinde bir karar verici olmadan BHHM’deki vardiya amiri bir yarbayın emri ile o anda havada devriye görevinde olan, F-16’da uçan bir pilot tarafından düşürülmüştür. Bu bir sürpriz değildir. Çünkü süreç zaten ilmek ilmek bu sonucun doğması için işlenmişti.

Uçağın düşürülmesine ait bütün bilgiler, radar görüntüsü, telsiz konuşmaları, telefon arama kayıtları mevcut ve incelemeye açıktır. 24 Kasım 2015 tarihinde düşürülen Rus Uçağı, Genelkurmayın verdiği yetki gereği Abidin Ünal’ın emri ile düşürülmesi gerekirken, Abidin Ünal’ın hukuksuz olarak yetkiyi icracı alt seviyeye vermesi sonucunda, sadece görevde olan bir yarbayın kararı ile düşürülmüştür.

Abidin Ünal olaydan, uçak düştükten sonra (2 dakika sonra) haberdar olmuştur. Ancak hem Genelkurmay Başkanına hem de Hükümete harekât emrini ben verdim demiştir. Fakat uçak düşürülmesi öncesinde BHHM İle Abidin Ünal (Hava Kuvvetleri Komutanlığı) arasında görüşme kaydı yoktur, sonrasında vardır.

Kendisi ise düşürülen videosunu izlerken ülkenin politik seviyede içine düştüğü bilinmezliği göz ardı ederek; “işte yüzyılın görüntüsü“ demiştir. Mehmet Şanver ise olayı uçuşa giderken öğrenmiş ve “neden bana haber vermediniz“ diye soramamıştır bile. O da haberinin olduğu şeklinde bir pozisyon almıştır.

Bu noktada Abidin Ünal “ben yetki devretmedim öyle bir yazı yok“ diyebilir. Ancak bununla ilgili hem her rütbeden personel olarak çok fazla tanık vardır. Mehmet Şanver sözlü olarak yapılan yetki devri ile uçak düşürülecek şeklindeki emrini bütün personel önünde vermiştir. Bunların üstünün örtülmesi mümkün değildir.

Uçağın düşürülmesinin hemen ardından Rus Savunma Bakanlığı hava Kuvvetleri başta olmak üzere internet, sosyal medya dahil her türlü iletişim kanalını kullanarak Rus uçaklarının uçak düşürülme olayının yaşandığı hafta 1354 terörist hedeflerine karşı 468 sorti yaptıkları gibi bilgilerle bugünlerde de yaşandığı gibi Türkiye devletini Terörü desteklemeye varan suçlama kampanyası başlatmıştır. Buna karşın Türk tarafındaki karmaşa ise Cumhurbaşkanlığı açıklamasında kendisini hissettirmektedir.

24 Kasım 2015 haberler.com “Cumhurbaşkanlığı önce Rus uçağı dedi sonra değiştirdi” başlıklı haberinde Cumhurbaşkanı düşürülen uçağın önce Rus uçağı olduğunu açıkladı. Ardından ikinci kez yapılan açıklamada uçağın “Rus uçağı olduğu tahmin ediliyor dedi” bilgisi yer almıştır.
Genelkurmay Başkanlığının süreçten soyutlanmasının bir neticesi de angajman kuralının gizli tutulması gerekirken açıktan tüm dünyaya ilan edilmesinden anlaşılmaktadır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde angajman kuralları bu açıklıkta ifade edilmez.

Bunlardan Genelkurmay ve Başbakanlığın gerekli hazırlık ve çalışmaları yapamadan iki ayağı bir pabuça sokularak düşürüldükleri durumun neticesi açıkça görülmektedir.

Uçak düşürülmesinden 1 dakika sonra Türkiye Suriye hava sahasını terk etmiş ve bir daha girememiştir. Koalisyon görevlerine bir daha dahil edilmeyerek,Suriye’den dışlanmıştır. Çünkü Rusya alacaklı duruma geçmiştir ve Türkiye uçak kaybını göze alamadığı için sınırlarımızı bekleyen uçaklarımızı bile riske etmemek için Rusya’nın Suriye’de konuşlu S-400 sisteminin menzili dışında uçurmaya başlamıştır. Yani bırakın Suriye’ye girmeyi S-400’den kaçınmak için kendi sınırımızın bile uzağında uçmaya başlamıştır.

Şimdi bu durumda, en avantajlı ve en karlı çıkan uçağı düşürülen Rusya olmuştur. Bu olay sonucunda Türkiye Suriye hava sahasına bir daha giremeyecek şekilde uzaklaştırılmıştır.
Gelelim ikinci soruya; Türkiye bu olaydan ne fayda elde etti? Kısa cevap hiçbir fayda elde etmedi. Aksine çok büyük zararla karşılaştı.
Sonuç olarak; Abidin Ünal ve Mehmet Şanver Hava Kuvvetlerindeki konumlarını, liderlik etkilerini ve inisiyatiflerini Rus yanlılarının istekleri doğrultusunda kullanmıştır. Rus uçağının düşürülmesi konusunu Türkiye’nin en önemli gündemi, Türkiye’nin hakkı ve vatan savunması gibi önemli bir olay haline getirmişlerdir. Hukuksuz bir yetki devri ile iradelerini sakatladıkları icracı alt rütbedeki personele uçağı düşürterek,Türkiye’yi Rusya karşısında geri adım atmak durumuna getirmişler ve Türkiye Suriye harekat alanında Rusya’nın karşısından çekip, Rusya’nın yolunu açmışlardır.

Bu noktada şu soru tam yerinde bir soru olabilir. Abidin Ünal ve Mehmet Şanver Rusya yanlılarına neden böylesine önemli bir boşluğu verdiler. Hatta iradelerini onlara sattılar. Bunun cevabı da bu iki generalin Ergenekon ve Balyoz suçlamalarındaki ilişkilerinde gizli. Bu konu ise ayrı bir makale konusudur.

Rus uçağının düşürülmesi Türkiye’nin Batı Bloğundan uzaklaşarak Rusya’ya yanaşmasını isteyenlerin planıdır. Bu plan çok ince bir şekilde oluşturulmuş ve uygulanmıştır.

Sonuçta Rusya düşürülen jetine karşılık Türkiye’den alacaklı duruma gelmiş ve bu alacağının tahsil edilmesi sürecinde bugünlere gelinmiştir.

AKİF MURAT YILDIZ

2 thoughts on “Bugün Yaşananların Işığında Rus Savaş Uçağının Düşürülmesini Yeniden Okumak

  1. Süreci objektif olarak ele alan harika bir yazı. Hiç görmediğimiz açılardan bakmamızı sağladı.

  2. Uçak düşürülmesi sürecini gayet objektif anlatan çok harika bir yazı. Teşekkürler.

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: