Kursiyer Teğmen Yavuz Ali’den Mektup var.

Ben Yavuz Ali, Zırhlı Birlikler Eğitim ve Tümen Komutanlığı’nda kursiyer Teğmen olarak eğitim görüyordum. 26 Ağustos 2016 tarihinde kura ile belirlenen ilk görev yerim Şanlıurfaya gidecektim. Hatta 15 Temmuz 2016 günü uçak biletimi dahi almıştım.

15 Temmuz gününün kararmaya yüz tutmuş ilk saatlerinde KIRMIZI ALARM ile birliğime çağırıldım. Bölük komutanımız herkese ayrı ayrı görev dağılımı yaptı. Ben ve 3 arkadaşımı Tümen karargah binasının güvenliğini almak için görevlendirdi. Duruşma esnasında binanın güvenliği alınmadığı için bizleri görevlendirdiğini öğrendim.

Biz binaya intikal ettiğimizde yeni Tümen Komutanı atanmış, bilgimiz dahilinde değil ki, zaten bir kursiyer Teğmene kim bilgi verir. Ama okuldaki tüm komutanlarımızın oraya nasıl atandığından haberi varmış, toplantılar yapılmış okuldaki komutanlarla ve kıllarını kıpırdatmamışlar. Ancak duruşma boyunca biz 4 kursiyer Teğmene bunu niye sorgulamadığımız sorulup durdu.

Yeni atanan Tümen Komutan’ı “bana eşlik edeceksiniz” dedi. Nizamiye bölgesine indik, o sırada ismini sonradan öğrendiğim sivil bir şahıs, BARIŞ DEDEBAĞ ateş ederek nizamiyeden dışarı çıktı. 4 Teğmen silahımızı kullanmadığımız halde ki bu balistik raporlarıyla da sabittir “BARIŞ DEDEBAĞI’na ateş etti, öldürmek istedi” iftirasına maruz kaldık.

Daha sonra Tümen Karargahı’na döndük. Sabaha kadar darbe tarafında olan şahıslarca Tanklarla, G-3’lerle gözaltına tutulduk. “Nasıl olsa gercekler ortaya çıkar, biz hiç bir kanunsuzluk yapmadık” diyerek mukavemet göstermedik.

Gözaltına alma sırasında yeni atanmış Tuğgeneral’e asker selamı vererek ayrıldığımız iftirası atıldı, kamera kayıtları var denildi duruşma boyunca. Ancak iftira olduğu için hiç kimse tek kayıt gösteremedi, medyayı da alet ederek gözaltı görüntülerimizi atıp “işte burda hain 4 Teğmen selam veriyor” haberi yaptırdılar ki o görüntü eklicem kim görebilecek orda asker selamını bakalım.

Bizi bir odaya kapattılar orda bir başçavuş tarafından darp edildim, ellerim arkadan kelepçeli başım yarıldı, akan kanlarımı silemedim. Daha sonra bizi polise teslim ettiler, emniyette de darbedildik. Spor salonuna götürüldük. Biz 4 Teğmeni ayırdılar ve 10 gün boyunca sistematik işkence uyguladılar. Burada bizi polise teslim ettikten sonra kendini kurtarma derdindeki komutanlarımız bir senaryo yazıp bizi de baş aktör ilan etmişler.

Biz yeni atanan Tümen Komutanı’na 4 Teğmen olarak korumalık yapmışız. O yüzden “Komutanı derdest edememişler” iftarısını üzerimize yapıştırmışlar. Duruşma boyunca gelen tanıklar hep bu korumalıktan bahsetti. Çünkü kendilerini kurtarmanın yolu boydu.

Maalesef ilk önce savcılar daha sonra mahkeme heyeti buna inanarak ağırlaştırılmış müebbet cezasına mahkum ettiler.

Bu arada tarifi imkansız acılar yaşadım. En ağırı 28 aylık tutukluyken aniden, bilinen bir rahatsızlığı olmayan babamı kaybettim. Ailem 2 gün boyunca babamı morgta bekletti ben cenazesine gelebileyim diye. Öğle namazını mütakip olacak cenaze törenine beni ikindi namazına yakın götürdüler. Ailem bu sefer de tabuttaki canım babamın namazını bari kılabileyim diye bekletmiş. Anlıyacağınız ben bir tas su dökemedim, kefenliyemedim canım babamı.

Çok fazla detaya girmek istemedim, cezaevi şartları malumunuz. 15 Temmuzdan bugüne benim yaşadıklarım kısaca bunlardır. Ömür müebbet (sonsuz) mi ki cezası müebbet olsun” VATAN SAĞOLSUN.

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: